• yazarların yaşadığı en saçma anlar

    12.
    hayatımın en rezil, en komik, en heyecanlı ve saçma anılarından biriydi bu.

    üniversite yıllarıydı. milenyumun ilk ayları. sikko bir müzik grubumuz vardı. sözde grup tabi. doğru düzgün enstrümanlar bile yok elde. ismi ve semti mühim değil, enstrüman ve ıvır zıvırlarını satan büyük, çok büyük bir mağazaya gidiyoruz. içeride tek bir beyefendi vardı. pazar günü olmalı. üç tane ergen şapşal. ortalığı karıştırıp herifin kafasını şişiriyoruz. bir anda elektrikler kesiliyor ve içeride karanlıktayız. arkadaşın aklına hain bir fikir geliyor ve adamdan ortalıkta görünmeyen bir ürün istiyor. herif depoya ürünü aramaya doğru giderken bizimki ötmeye başlıyor...

    "gitar çalacağız!"

    "ne????

    "yok artık!"

    "evet adam hazır içeri girdi, elektrikler yok, kameralar da çalışmıyordur, şu les paul gitarı gözüme kestirdim. hadi!

    "ahaha süper...

    "oğlum dur!"

    arkadaş duvarda asılı duran epiphone les paul gitarlardan birini kaptığı gibi usul usul giderken biz de arkasından ilerlemeye başlarız.

    tam kapıya doğru yaklaşırken adam belirir ve aynı anda elektrikler gelir.

    "nereye çocuklar? aradığınız ürünü buldum. gitar da mı almayı düşünüyorsunuz???"

    arkadaş bir anda yerde bağdaş kurup elektro gitarı kucağına alarak tıngırdatmaya çalışır...

    "ehehe abi bu çok sağlam bir gitar ya, bayıldım sesine, ehehe, ne kadar ki?"

    "çok şahane bir gitardır. onun fiyatı ... alacak mısınız yoksa?"

    adamın saf ve iyi niyetli yaklaşımı mı, bizim tırsaklığımız ve kilitlenip kalışımız mı; bir şeyler oldu ve gitarı almaya karar verdik...

    "alıyoruz!"

    "!!!"

    "abi para var mı o kadar????"

    cüzdanlarda olan tüm paralar banka kartlarından çekilenlerle birleşti ve üç salak hiç hesapta yokken elektro gitarı alıverdi...

    "çocuklar nereye? gitar kılıfınızı ve bir adet jak kablosunu da hediye ediyorum, bekleyin!"

    "ehehe ver abi ver, giren girmiş zaten..."
    ... serenity painted death
  • fransa milli futbol takımı

    229.
    aslolan afrika karması ama ortamlarda fransa milli takımı dersiniz. ne kadar da nasyonal bir takım. bir miktar da torpil sağladık mı, şampiyonu belli edersiniz.
    2 -2 ... serenity painted death
  • eski fotoğraflar

    45.
    tozlu, sararmış, açılmamaktan yapışmış sayfaların arasında belki, genellikle kağıda aktarılmış, belki bilgisayar ekranında, uğranmayan klasörlerden birinde ve çözünürlüğü sınırlı megabaytlarıyla doğru orantılı olarak düşük. yitik, akla gelen ilk tanım. zaman, anılar, insanlar, hisler ve enerji. fotoğraflardan bu yana yitip giden çok şey var. kimin kaleminden çıkmışsa bu çizgiler, hikaye tamamlanmayı beklemekte. kelamı ya sizin elinizde ya da kabullenmek istenmeyende. o var, o yok, onun eseri, ya da hepsi senin beyninin oyunu. zaman gibi.
    ... serenity painted death
  • sözlük kızlarının saç rengi

    128.
    benimki su yeşili.
    5 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    18338.
    karanlığı ışıkla böldüm. aynada aksimi izliyorum. Sahiden izleyen kim, ben miyim? Belki burada değilim. oradaki hiç değilim. herhangi bir yerde olmalı mıyım, bilmeyenim. yeşile teslim olmuş genişçe bir çayır ortasında, eğimli bir toprak üzerinde, kara kuru bir ağacın gölgesinde, çimenlere serilmiş bir örtü, bir çift diz, huzur veren bu koku, hücrelerimi tırmalıyor, kim çalıyor bu ezgiyi, bu ses kimin, bu sesler ne zamandır tanıdık, kime söyleniyor, midemde bir boşluk, kelebekler nerede, içimdeki ateşi kasıklarından içeri al, göğsümün içindeki prangayı kır, beni yokuşa sal, omuzlarımı sök, dilim dudağım nerede, bu yük sana çok büyük, soruların cevabı yok, bilmiyorum, bilinmeyenim.
    7 -1 ... serenity painted death
  • sütyen vs bikini üstü

    19.
    Hexa gram burada bile kendini övmeyi başardın ya cidden rakipsizsin...

    Neyse ki bu kez fotoğraf paylaşmadı!
    4 -3 ... serenity painted death
  • saçma diyaloglar

    58.
    Yaşadığım en saçma diyaloglardan biri 2 saat evvelkiydi sanırım.

    Genç güzel bir hanımefendi köpeğini gezdiriyordu. Tam karşımdan bana doğru gelirlerken bodoslama cümleye giriverdim...

    “Aaa ne kadar tatlı, yerim ya, adı ne?”

    “ihiihi teşekkürler, Banu ben... siz?”

    “!!! Pardon ben köpekten bahsetmiştim...”

    “Haaa o mu, badem... herkes beni beğenir de...”

    “Kıyaslama yapmadım ki...”

    “Ahah çok şekersiniz, adınız nedir?”

    “Serenity!”

    “iyi koşmalar serenity bey, görüşürüz...”

    Kamera şakası mıydı bu!!!???
    3 ... serenity painted death
  • darth vader nasıl besleniyor

    8.
    (bkz: fitil)

    darth vader falan dinlemiyor doktorlar. madem oral yoldan olmuyor, anal yoldan küsküyü... öhöööm.

    adamın çilesi evrenden büyük, ondan bu öfkesi!
    1 ... serenity painted death
  • günün karikatürü

    4404.
    günün karikatürü

    an gelip de sağdaki ördeğin durumuna düşmeyen bizden değildir...
    11 -1 ... serenity painted death
  • bir bulutun üstünde uyandın ne yaparsın

    63.
    Bulutun bir köşesini yerim. Biraz istediğim şekle sokar sonra uykuya devam ederim.
    4 ... serenity painted death
  • gidiş

    5.
    dedi ki, biraz düşünmem gerek... nasıl? düşünmeliyim, kafam karışık. ben zaten her daim düşünceler ummanında yüzüyorum dedim. neyi dedi? cevap belliydi. cevap vermedim. cevap veremedi. cevap verilemezdi. düşünmek için zaman istedi. ayrı yollara düşelim, ayrı yollarda düşünelim teklifime itiraz etmedi. bittiği dile gelmeden gidildi. giden gitti.
    1 ... serenity painted death
  • sözlük kızlarının yaptığı yemekler

    79.
    Ben kömür sanmıştım o kara şeyleri, köfteymiş...
    2 ... serenity painted death
  • yeni kabinede trabzonlu 4 bakan olması

    2.
    ama 2011 kupası hala fenevde... bi' sike derman olamayan lobi. reyiz ne derse o.
    -3 ... serenity painted death
  • yazarların merak ettiği şeyler

    148.
    dünya kimin ayakları altında dönüyordu, bu çizgiler kimin kalemi, kalemi kıran kim, suç kimlerin tekelinde, uçurtmalarım gökyüzünde iplere ihtiyaç duymadan istediğim bulutlarda, çığlık feryat figan, karanlık var, karanlık dinmiyor, neden, neden dilim bir yabancı, dilim bir el ve fakat dokunmuyor da çözülmüyor da, bu renksizliğim, bu kirler, onca güzel kokuya karşın, bu eksikliğim, kim görüyor ki, kim biliyor, kim anlıyor, kim tanıyor ki beni, hakikat nerede, hakikaten kim, göğüs kafesimden öteye geçip ait olduğu yerde, kendi topraklarında, gömülmeyi bekliyor, en derinlerimde?..
    4 -1 ... serenity painted death
  • 1 80 boyunda ideal kilolu at gibi yeşil gözlü kız

    6.
    (bkz: at gibi yeşil göz)

    değişik bir gözü var.
    2 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    18272.
    ...
    iki sigaram kaldı bu gece için
    yüzyıl yetecek çocukluğum,
    iki muhabbet kuşum,
    biraz da ateşim var.
    dua ediyorum ateşe
    vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece
    dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne
    aman umutsuz bir yer olmasın!
    iki kendim varmış maviş anne
    biri benmişim biri mutsuz
    ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
    dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.
    ben ölürsem mutsuza iyi bak!
    5 ... serenity painted death
  • şiir yüzünden hapse atildi şimdi dünya li deri

    2.
    Sonra bizi fena bir gülme aldı, ardından yaşananlar ve yaşanacakları düşününce gözler doldu...
    1 ... serenity painted death
  • bir erkeğin en öpülesi yeri

    173.
    Üzengi.

    Başarabilenler ne şanslı kadınlardır; tutun dillerinden!!!!
    2 ... serenity painted death
  • hayata dair iç burkan detaylar

    6160.
    askerliği yedek subay olarak yapmıştım. o dönemde türkiye gerçeğinin istanbul'dan çok da fazlası ve farklı koşullarda yaşayan insanlarla dolu olduğunu daha iyi öğrenmiştim. bölüğümde yüz küsür asker vardı ve bunların büyük kısmı doğudan, taşradan gelen çocuklardı. bazıları öyle fakirdi ki onlara verilen sözde askerlik maaşı dışında harçlıkları yoktu. parasızlıktan çarşı iznine dahi çıkamayanlar vardı. kendi imkanlarım yettiğince görev süremin sonuna dek yoksul olan birkaç askere her ay para yardımında bulunuyordum. olayı rütbeli personelden kimse bilmiyordu. yalnızca çok sevdiğim ve posta olarak kullandığım bir çavuş haberdardı ve bana yardım ediyordu. çocuklaraysa bu yardımları kendi cebimden veriyormuş gibi değil de bölükteki diğer arkadaşlarının topladığı paralar sayesinde yapıldığını, ama kimseye bu durumu anlatmamalarını tembihleyerek yapıyordum...

    askerlik bittikten sonra birkaç yıl geçmişti. bir gün kitapçının birinde bakınırken, esmer, upuzun sakallı ve gözleri boncuk gibi bir çocuk beni takip etmeye, ürkek bakışlarla izleyip çekinerek yanıma yaklaşmaya başladı.

    "komutanım..."

    "pardon, ne?"

    "serenity asteğmen?"

    "!!???"

    "...bölüğü, adım..."

    bu genç arkadaş yedek subay olduğum dönemdeki askerlerimden biriymiş. uzun uzun anlatmaya başlayınca onu ve diğer birçok çocuğu, komik anılarla beraber hatırlamıştım. beni derinden yaralayan asıl mesele ise onun da yardımda bulunduğum çocuklardan biri olduğuymuş. ben görevi bitirdikten sonra postam olan çavuş onlara tüm gerçeği söylemiş. yıllar geçmesine rağmen bu hikayeyi unutmayan çocuk her şeyi anlattıktan sonra uzun uzun sarılmıştık. minnet dolu gözlerinden dökülen yaşlara karşı koyamamıştım...

    hayat öyle tuhaf ki insanı aynı anda mutluluk, hüzün, mahcubiyet ve şaşkınlık hissiyle ağlatabiliyor. bir iyiliğin birinin kalbine dokunup onda ömür boyu silinmeyen derin bir iz bıraktığını gördükçe o an sizden daha mutlusu olmuyormuş.
    10 -1 ... serenity painted death
  • çocuklarla girilen diyaloglar

    1626.
    minik tontiş kendi kendine konuşurken yakalanır...

    "off çok zor..."

    "zor olan nedir?"

    "düşünmek!"

    "neyi düşünüyorsun?"

    "her şeyi, bir sürü şey var kafamdaaaa..."

    "mesela?"

    "mesela parmaklarım, neden parmak diyoruz? bu aralarındaki çizgilerin bir adı var mı? hepsini bilmek istiyorum!"

    "hmmmm..."

    "baaaak sen de düşünüyorsun!!!! düşündükçe daha çok şey geliyor aklıma, ya ben nasıl büyüyecem serenity amca?

    bunları söyleyen minik 4 yaşında. cevap veremedim...
    14 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum
    Takip Edilenler
    serenity painted death kimseyi takip etmiyor.