• zevk alınan ufak sapıklıklar

    1570.
    Kek pişirdikten sonra bir saat boyunca hiç dokunmadan koklayıp izlemek.

    Nefsime hakim olup o eşsiz güzelliğin kokusu ve görüntüsü ile sarhoş olmaya çalışıp tadına vardıktan sonra ekstra haz duyarak binlerce kez şükrediyorum rabbime...
    #35427143 :)
  • kek yapamayan kız

    74.
    darth vader'Dan geliyor cevabı:

    "Noooooooooüüüğğüüüğğğ!!!"

    Kek yapamayan bir kızla evlenirsem bütün kek işleri bana kalır. iyi mi kötü mü bilemedim. Ama yok kek yapamayan bir kızla evlenemem. Hayır. Olamaz. Sakın. Kul kınadığını yaşamadan ölmezmiş. Evlenilecek kadında aranılan en temel özelliklerden biri, güzel kek yapabilmesi. Rabbim acı bana!!!

    Kek yapmayı öğren de öyle gel. Lütfen...
    #35426978 :)
  • büyüyünce ne olacaksın

    275.
    Bazı durumlarda Alternatif cevaplarla karşılaşılabilen sorulardır.

    (#33719629)

    Büyük sandığımız her insan yaşlarının gereği olan olgunluğa erişememiş olabiliyor. Böyle durumlarda anlayışı kıt, Nemrut ve ruhsuz tiplerden olumsuz tepkiler alabiliyor miniklerimiz. Dikkatli olmaları lazım...
    #35426857 :)
  • göz

    178.
    şahit oldukları yanlışları görmek istemeyen duyarsızların inatla yummaya çalıştıkları, ifadesiz ve donuk çehreleriyle telaşla salınan kireçten heykeller misali insancıkların serlerinde yanan alevlerdeki yazıları okuyan, karanlığın dehlizlerini yutarak gelen canavara yem olmak istemeyenlere yoldaş olan, hayallerini seyre dalarken yüzünün yarısını karanlığa kaptırdığında yansımadaki ötekini gören, gerçekleri hayallerle birbirine katarak anılarla yaşanmamışlıkların raksını temaşa eden, kulaklardan içeri süzülen musıki ile efsunlanmış belleğine balta vuran gürültüye kızan, isyan edip de çaresiz kaldığı anlarda lal olup birkaç damla yaş ile hislerini dışa vuran gözümüz.

    güneş batmadan maskelerin ardındaki hakikate kavuşması umuduyla...
    #35426761 :)
  • ishal olmak

    81.
    sanırım en kötüsü üniversite sınavının olacağı günün sabahında ishal olmaktır. öyle boktan öyle berbat bir durumdur ki tarif edilemez. sen dur bütün sene boyunca hiçbir hastalık, sağlık sorunu yaşama, o sıcak günlere rağmen sınavdan bir önceki gün üşüt. sabah da motoru boz, kayışların gevşesin... motorun su, gaz ve katı atık koyverme riskinin yüksekliğinden dolayı sınav sabahı yalnızca yarım bardak nane limon içerek gittiğimi hatırlıyorum. hoş içtiğim o zımbırtı neye yaradıysa, hala anlayabilmiş değilim. sınav başlangıcı esnasında karnımdan gelen acayip sesler karşısında önümde oturan zavallı şahsiyetin durmadan arkasını dönüp endişeli gözlerle bana baktığı anı dün gibi net hatırlıyorum... "dostum koyversem de sen bana aldırış etme, önündeki kitapçıkla olan meseleni hallet..." cevabımla şaşkınlığı daha da artmıştı. sorularla cebelleşmeye başladığım andan itibaren zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım. ki sanırım bu özel durumun yaşattığı heyecandan olsa gerek yeterli bir güdülenme sağlamıştı. bittiği an ise kapıdan çıkar çıkmaz en yakın tuvalete uçmuştum. neyse ki sınavın kendisi sıçışla sonuçlanmamıştı...
    #35426677 :)
  • kanser olduğunu öğrenmek

    93.
    Moral çok önemli. Asla pes etmemeli. Güçlü durmalı. Sevgi, destek ve dualarla yanında olmalı bu illetin misafir olduğu kişiye. iyi beslen, iyi düşün, iyi uyu ve iyi yaşa...

    Uzaktan da olsa desteğimiz kanser olan arkadaşımızın yanında. Bunu bilsin. Bir işe yarar mı, moral verir mi muamma lakin Gerekirse bir 4 sene sakal bırakmam, yeter ki iyileşsin.

    Allah şifa versin tüm hastalara.
    #35426278 :)
  • sözlük kızlarının kaşar olması

    41.
    erkeklerin sucuk olduğunu bilmelerindendir.

    peki bu durumda salça olan kim? tost nerede? Hazırlayacak kişi hani?

    Lanet olsun, acıktım.
    #35423709 :)
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    13783.
    Gökyüzünde oradan oraya savrulmayı marifet sayan, efsunlu kozmetiğin sahtekar elleriyle boşluğa dikilmiş süslü ve parlak ruhların bakışlarından kaçma isteğindesin. Tuhaf olana tekme savurmaktan çekinmeyenlerin hakkına düşen küfürlerin porsiyonunu dağıtıyor gibisin. Senin zamanın daha gelmedi diye düşünme. Hepimizin zamanı farklıydı. Arşa değen kendi dört duvarlarımızın arasında yaşanmış birbirinden habersiz ve bağımsız onlarca hikayemiz saklı.

    Fizyolojik dönüşümlerin manasız bulunup korku ile karşılandığı o yaşlarda aynada kendini izleyip dakikalarca sırıtabilen aptal bir suretin vardı mesela. Asık suratlı baba figürlerine inat daima tebessüm eden bir mizaca sahip olan güçlü bir babanın gölgesini ve hep aynı köşeden yarı ölü bakışlarla yaptıklarını yalnızca kaşlarıyla onaylayan sakinlik abidesi bir annenin soğukluğunu aradığın pembe köpükten balonlarla süslenmiş dünyan çokça sıradan sayılırdı. Çizgileri sertleşmemiş bedenler ruhlarından bihaber kalbini işgal ediyordu. Züppeliğin prim yaptığı, normal olanların istediği gibi fink attığı akranlarının arasında sesi en az çıkan fakat duyulduğu zaman en çok hasar yaratan kişilerinden biriydin. Çizgili defter yapraklarında bile rotayı tutturamayıp isyan ederek yönünü şaşıran başına buyruk cümlelerin müsebbibi sendin. Saçlarının nasıl kesildiğini umursamıyordun. Fakat suretini gizleyecek bir modelde saçlara sahip olabilmeyi istediğin aşikardı. Hafızana kokularıyla işlemeye başladığın mekanlarda eşyaların yeri değişse bile aklına düşen hayallerin muhteviyatı hep benzer mevzulardı. Sapkınlıklarından bihaber olduğun seslerin izlerini arıyor olabilirdin. Sapkınlık nedir onu bile bilmiyordun aslında. Çoğu kez düşünemeyenlerdendin; çokça düşen lakin düşmesinden çok düşünmesinden korkanlardan. Düşünce suç sayılırdı senin bulunduğun topraklarda. Parmak uçlarında daimi bir sızı, kızarık yanaklar bırakırdı ardında. Şimdikinden daha az ağlamıyordun o yıllarda. Sadece acıya karşı hassasiyetinin boyutu daha başkaydı; eşiği daha sağlam, daha sert duvarlarla örülüydü. Öfkeyi anlamlandıramadığın kıt hayallerin bugünkülerden çok da farkı değildi. Gitmek isteğin daha o zamanlarda başlamıştı. Birkaç sokak öteye, kocaman caddenin ardına, büyük mavi çizginin diğer tarafına, daha uzağa, daha derine, daha karanlığa, ışıkların ortasına, sen olmayana, belki senin gibi görünmeyip senden farksız olmayana... içine doğmaya mahkum edildiğin sırça fanusun dışına çıkarak farklılığını keşfetmeye çalışacaktın. Kendine dokunmak nedir bilmezken kıymeti bilinmeyen masumiyetin farkına varıp öyle yakın olmuştun ki dudaklarından öpmeye ramak kalmıştı. Doğru noktaya temas edemedin ve öfke ile düşlere daldığın gecelere başlamaya karar verdin. Ruhunda bir delik açıldı ve her bir yaşta daha da büyüyen kanaman o vakit başladı. Bilmezdin bu kan kaybı neyin ölüm sebebi olacaktı. Kendine dönmeye başlamıştın. Doğduğun noktaya uzak kalan haritanın sınırları içinde riskleri göze alıp bedenini keşfe çıktıkça büyümeye başladın. Sessiz ve yavaş adımlarla ilerledin. Kıvrılarak göğe selam duranların aralarında kaybolan ve renklerini yitirenlerle beraber yozlaştın kimi zamanlarda. Yalanın kıymet gördüğü dünyaya teslim bayrağı açarak esir düşmüştün. içeride savaş sürerken düşen bomba sesleriyle dans etmeye başladın. Sanal mutluluklar ve aşklar ile eğlenceli suretinin maskesini takınmışken mutsuzluğunun gizlenmeye çalıştığı kadehlerle devrildin. Ardında görüneni umursamadığın buğulu camların üzerine çocukken yazdığın şeylere çok uzak resimler çizerek yıkıntılarından yeni yapılar inşa etmeye çalıştın. içindeki derin dünya rüzgarda dans eden yaprak tanelerinin sana getirdiği kartları tek tek açtı karşında. Yalnızlığı öğrendin. Tekil olmayı benimsedin. Terk edildin. Terk ettin. Çemberin daralmaya başladı zamanla. Yıldızlarını söndürdün. Yörüngendeki gezegenleri tek tek öldürdün. Açılmayacak mektuplar yazdın. Sahibi olmayan satırlar. Adresi belirsiz zarflarla postaladın onları. Karıştılar gökyüzüne duman bulutuyla. içindeki yangını söndürmek için tere dönüştün. Koştun hiç durmadan. Kendin gibi olmaya tekrar dönmek için ant içtin aynadaki kendine bakmadan hızla koşarken. Bağırdığın sokaklar boyunca, karşına çıkan insanlarla tartıştın. Ayna tuttukça onlara, onlardan daha fazla yara aldın. Aydınlık sokakların karanlık köşelerinde takılıyordun. Silahlar buldun o izbe mekanlarda. Namlunun ucunu kendine doğrulttun. Delik deşik etmek istedin kendini. Tetiği her çekişinde satır aralarında boğuştun. Kurşun darbesine yabancı kalmana şaşırdın. Yaralarına alışıyordun oysa. Serüvenlerle esaretten kurtardın ruhunu. Buhar olup ardında bırakıyordun geçmiş hikayelerini. Sonsuz çemberde dönüp duran zaman tünelinde sürükleniyordun hızla. Canın yandı. Yan yaktın. Suçluluk hissettin, haklı sebepler buldun ve pişman olmadın yaptıklarından. Tatmaya başladın bir kez daha. Koklamayı, dokunmayı ve görmeyi en başından öğrendin. Kokular pusulan olmuştu. Suya düştün yeniden. ihanetin dizlerine başını yasladın. Düşlere daldın onun kucağında. Celladının masallarıyla düşlerinden uyandın. Düşünmeye zorladın kendini. Konuştun, sustun, konuştun. Daha çok konuşmaya başladın sonra. Kendine, diline, geçmişine yabancılaşmaya başladıkça büyüdün. Büyüdükçe güzelleştin. Ne vakit büyüdüğünü anlamaya çalışırken yaş aldın. Yaşlandın hızla. Cümlelerle beslendin. Toprağından ayrı kaldıkça suyunu başka köklerde aradın. Acılarını anlattıkça daha fazla anlamaya başladın. Ondan uzaklaştığını anladığın an yine ona dönmeye hazır olduğunun farkına vardın. Özlemin zehri damarlarında yayılmaya başladığında eşyalarını dipsiz bavula yerleştirmeye hazırlanıyordun çoktan...

    oradaydın yine, ait olduğun yerde. Daha evvel bulunduğun o yerin ortasında dimdik ayakta dururken başını eğmiyordun. Neredeydin, nereden gelmiştin, ne zamandan beri buradaydın? Şaşkınlıkla etrafına bakınırken tüm yaşlarını geri dilenmiyordun. Günahlarını dillerinden düşürmeyenlerden uzak durmalıydın. Kararmış gözleri ve dikenli cümleleriyle etrafını sarmaya çalışan leş kokulu suretlerin klişelerinden arınıyordun. Gülümsüyordun artık. Umutsuzluğu cami avlusuna terk etme zamanı çoktan gelmişti. Nihayet Kendini bulduğun o yerde, yalnızca kendinleydin...
    #35423575 :)
  • pazar banyosu

    53.
    Pazar banyosu güzeldir, hoştur, nostaljiktir ve fakat yalnızca haftada bir kere her pazar akşamı bizimkiler'den evvel yapılanıyla yetinilmemesi gerekir. ortada ne bizimkiler kaldı ne de çocukluğumuz. Bu yaşınızda şu bedenlerle iki gün üst üste duşa girmezseniz leş gibi kokacağınız kesin. Günlerce suyun altına girmemezlik yapmayın. Kokmayın. yapmayın bunu. bunu bize yapmayın.
    #35423223 :)
  • recep ivedik 5

    116.
    Şu sikko filmle alakalı sözlükteki yorumlara bakarsan gişesi yüz bin bile olmaz dersin fakat 5 milyon kişi izliyor ortalama her bölümü. Takiye yapıyor yine birileri. Ben vermedim, sen vermedin e hangimizden gitti bu oyların yüzde ellisi hesabı.

    Bıkmadan usanmadan utanmadan çekip duruyorlar. En azından kazandıkları çuvalla paranın yarısını sinema için kayda değer şeylere yatırsalar. Çok değil, 2-3 yılda bir doğru düzgün film çekseler diyor insan ama tiplere bakınca sözünü geri alıyor. Birilerini yalamaktan keyif alan, görgüsüz ve duyarsız bir kafadan böyle incelik beklemek saçmalık. Son model spor otomobilinin siparişini vermiştir, parasını çıkartmak için pamuk eller cebe diyor. insanlar da kahkahalar eşliğinde cüzdanlarını seriyor. Gülünç.
    #35422425 :)
  • aziz yıldırım

    7418.
    (bkz: istifa demedim istifra dedim)

    Bu adamı görünce istifa edişleri geliyor aklıma. Futbolla çok alakadar değilim gerçi. 20 sene mi oldu? Bak gidiyorum deyip bir türlü gitmeyen Ziya modeli. Yine bir şeylere kızmış belli ki. Pavalı köpeklev neden susuyor? Gerçek ve onurlu Fenerlilere olan oluyor... Top benim değil mi, istediğimi yaparım diyen ergen veletler gibi herif. Şikeyi de fener için yaptığını söylemişti. Başka kimin için yapacaksa artık. Tepedeki malum şahıs gibi. Bozuk teyp mübarek. Bırak git baksana sesin ses değil, ziyansın kabul etmen gerek.
    #35421953 :)
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    13782.
    Kim olduğunu biliyorum. Ne olduğunu da. Bir benzerini ve ekürini de. Foseptik çukurundan çıkarken etrafa bok saçmaman namümkün zira. iyi ile kötü, siyah ve beyaz, karanlık ve aydınlık olmadınız. Olamazsınız da. Olsa olsa bir aynanın iki tarafından birisiniz. Kendinizi iyi bilirsiniz. Parmaklarınıza sarılıp işaret etmeye devam ediniz.
    #35420522 :)
  • facebook fotoğraf yorumları

    77.
    Yaşı kırka yaklaşmış, kurumsal bir şirkette iyi bir pozisyonu olan talihsiz adamın fotoğrafının altına teyzesinin yazdığı yorum:

    "Oy oyyy teyzesinin gülü, ne kadar da yakışıyor ona sakal, büyük adam olmuş da avrupaları gezermiş, daha dün sidikli bezlerini yıkıyordum tabi sen hatırlamazsın az mı işemiştin altına (: bir keresinde okulda altına işemiştin de ağlayarak dönmüştün eve (: sidiklim diye severdim seni gidi seni (: ah be özledim yavrum o suratsız cadoloz hanımını al da gel bir hafta sonu (; hadi öpüyorum gözlerindeeen"

    Bu talihsiz yorum sonrasında adamın tepkisi:

    "Buraya yazdığın yazıyı herkes görebiliyor... Sanırım Facebook hesabımı kapatmam gerekiyor. Çok sağ ol teyzeciğim, en kısa zamanda görüşürüz..."
    #35420426 :)
  • the lover of beirut

    1.
    bir türlü yazılamamış öykünün dile gelişi. kavuşamayanların parçası, yarım kalmış bir filmin müziği, tam ortasında uyanılmış en güzel ruyanın yegane unutulmayan anı ve hiç görülmediği halde özlem duyulan bir şehrin hikayesi...

    http://www.dailymotion.com/video/x2zd6f1

    anouar brahem'den.
    #35420375 :)
  • sound of silence

    22.
    sözleri, ezgisi, duygusu her bir zerresi ayrı güzel. 40 sene müzikle uğraş, tonla boktan şey yap ama bir tek şu güzelliği çıkarsan da kafi. gerçi bu abilerin başka bir sürü dinlemeye değer eseri var. hem coverlanmalı diyorum hem de içine sıçılmasından endişe ediyorum. bırakalım da söylemeye devam etsinler.

    https://m.youtube.com/watch?v=qn0QBXMYXsM +
    #35419796 :)
  • bir yazar

    631.
    Beğeniyor. bir yazar, malum yazar. ısrarcı, takipçi yazar. hep aynı insan ise karizmatik. beğenileri(!) merak uyandırıcı bir hoşluk. ha yok hepsi farklı ise ve fakat birbirinin aynısı ise durum vahim(?) çokluk dolu yokluk. Varlığı ile yokluğu arası Kocaman bir boşluk.
    #35418208 :)
  • yurtiçi kargo

    919.
    kargoculukta eşik, adeta dip nokta. bunlardan daha kötüsü varsa onlar da yurtiçi kargo eski çalışanlarının yer aldığı başka bir şirketin şubesidir kesin. yalnızca bir eve gittiklerinden sanırım, sürekli müşterilerini evde bulamıyorlar. o evde yıllar önce terkedilmiş. birileri şu salakları uyarsın. Şubelerinde adrese teslim kargo bulunca hep aynı adrese gidiyorlar.
    Herifler sarkazm ile moronluk arasında gidip gelen bir zihniyete sahipler. tıpta kansere sebep olan yeni etkenlerden biri olarak adlarının geçeceğine dair rivayetler var. o derece kepazeler.
    #35418088 :)
  • türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözler

    9901.
    Yorulmuşsun terk edilmişsin de
    Üstüne elinden tutan yok
    Sıkıntı yok

    Aldatılmışsın, sevdin sanarken
    Kaçırmış son treni de koşmaz
    Kaybetse de ne fark eder

    Bu adam fezadan
    Ona koymaz ona koymaz
    iki cennet arasında yaşıyorsa

    Yıkık dökük, ıslak avuçlarınla
    Düşüyor gibi durur ayakta sıkıntı yok

    Çok yalnızmış
    Pek kararlıymış
    Başı yerde yüzünde ay var
    Yalanım varsa kahret beni

    Bu adam fezadan
    Anlamazsın anlamazlar
    Üstü yara, güller açmış her yanında
    Güler oynar ağlamazdı ağlamaz
    Bu adam fezadan
    Fezada, fezada

    O bilir bir şey
    Ne o kim bilir
    Vurdu mu güler
    Hoş gibi gelir
    O olur gibi
    Kimse bilmiyor
    Kimse bilmedi

    (bkz: bu adam fezadan)

    Bu parça fezadan, değil bu dünyadan; bu parça başka bir şey, başka diyarlardan.
    #35417893 :)
  • popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı

    769.
    hiç boş yere lafı uzatmaya gerek yok; vakit öldürmek.

    burada popüler olsan ne fark eder olmasan ne fark eder? Saçmalık...

    Oku, düşün, içini dök ve çık. Kelamına sağlık.
    #35417526 :)
  • ağlamak

    1250.
    gözyaşlarıyla göz kapağı perdesindeki kötü anıları silme yöntemi. istisnai durumlar olsa da bir hayli etkili. fakat yönetmenin kurgusu çoğu zaman burada bir işe yaramıyor tabi. emir yukarıdan. büyük prodüktör ne derse o. senaryo belli. deva da bela da ondan. Ağla diyorsa ağlamalı. Bu gözyaşları boşuna verilmedi. insan rolünün kıymetini bilmeli. oyuna devam. film daha bitmedi.
    #35417210 :)
  • yeni şeyler getiriyorum