• decks dark

    1.
    Şimdiden klasik. Radiohead klasiği. Klasiktir, evler yine yerle bir edilecek; kağıttan duvarlar altında kim bilir kimler kaybolup gidecek. Çok büyük, çok derin, çok karanlık ve çok gerçek. Başımız dönmeye devam edecek...

    and in your life, there comes a darkness
    this spacecraft blocking out the sky
    and there's nowhere to hide
    you run to look back and you call on your knees
    but it's the loudest sound you've ever heard
    now we're trapped, we're dark cloud people
    we are helpless to this
    in your darkest hour

    but it was just a lie, just a lie
    just a lie, just a lie
    even at this angle
    and so we crumble
    still turning heads, you know where it's at
    this dread still covers us
    you gotta be kidding me
    the grass grows over me
    your face in the glass, and it's dark now
    it was just a laugh, it was just a laugh
    it's whatever you say it is
    it feels infinite

    and in your life, there comes a darkness
    and a spacecraft blocking out the sky
    and there's nowhere to hide
    you run to look back and you call on your knees
    it's the loudest sound you've ever heard
    in your darkest hour

    we will never, never know
    we will never, never know
    so dark
    we will never, never know
    we will never, never know
    so dark
    so dark
    so dark
    so dark
    3 ... serenity painted death
  • hexa gram vs yavuz sultan selim köprüsü

    1.
    ikisi de büyük ve ihtişamlı köprüler lakin bu karşılaşmanın galibi yss köprüsü olur. ikisinin de Nefret edeni çok, ikisi de fuzuli görülüyor ama hexa gram'ın seveni neredeyse hiç Yok, faydasız yerlere kuruluyor ve yss en azından bir işe yarıyor. Üstelik ben ben ben diye de çığırmıyor.

    Şimdi söz otobüs ve kamyonlarda!
    7 -4 ... serenity painted death
  • nikriz ilahi

    1.
    hak bir gönül verdi bana
    ha demeden hayrân olur
    bir dem gelir şâdân olur
    bir dem gelir giryân olur

    bir dem sanasın kış gibi
    şol zemheri olmuş gibi
    bir dem beşâretden doğar
    hoş bağ ile bostân olur

    bir dem gelir söyleyemez
    bir sözü şerh eyleyemez
    bir dem dilinden dür döker
    dertlilere dermân olur

    bir dem çıkar arş üzere
    bir dem iner taht-es-serâ
    bir dem sanasın katredir
    bir dem taşar ummân olur

    bir dem cehâletde kalır
    hiç nesneyi bilmez olur
    bir dem dalar hikmetlere
    câlînus u lokmân olur

    bir dem dev olur yâ peri
    vîrâneler olur yeri
    bir dem uçar belkîs ile
    sultân-ı ins ü cân olur

    bir dem varır mescidlere
    yüz sürer anda yerlere
    bir dem varır deyre girer
    incil okur ruhbân olur

    bir dem gelir îsâ gibi
    ölmüşleri diri kılar
    bir dem girer kibr evine
    fir'avn ile hâmân olur

    bir dem döner cebrâil'e
    rahmet saçar her mahfile
    bir dem gelir gümrâh olur
    miskin yunus hayrân olur

    Yunus'A aittir sözleri. Hak bir gönül verdi bana olarak da bilinir.

    https://m.youtube.com/watch?v=dnlQkZM4crA+

    Özüne dönüp kendi içinde küçüldüğünde, gözüne perde çekip damla damla işlendiğinde, sözüne nokta koyup lâl olduğunu fark ettiğinde, yüzüne hakikatin ışığı doğabilsin diye...

    Dinle.
    9 ... serenity painted death
  • moon above sun below

    1.
    içinde her tadı bulabileceğiniz, hiçbiri birbirinin önüne geçmeyen ve leziz bir uyumla bütünleşmiş tarhana çorbası etkisinde şifa niyetine opeth güzelliği. Tüyler ürpertici klavye sesi üzerine bass gitar temelli şahane introsundan daha da güzel olan bir kısmı vardır ki o da kelimelerin kifayetsiz kaldığı piyano partisyonlarıyla bezeli outrosu. O nasıl bir sesleniştir mikael!? Gözler kapandığında sanki elini dinleyenlere uzattığını hissettiriyor insana. iki uç arasında kalan destansı kısımları anlatmaya lüzum bile kalmıyor. Güneş ve ay arasında dönen dünya gibi sarhoş oluyor bünye. Amin!

    https://m.youtube.com/watch?v=a3sYPX17cFk+
    2 ... serenity painted death
  • bugünler de geçer

    1.
    bugünler bilmem kimlerin dünü olmuşken tam şimdi çoktan söyleyenin hakkı teslim edilen. Geçer de gider mi, izleyen izleri siler mi bilinmez. Geçmiş dediğin çoğu kez geçip gitmemiş bir iz. iyi bilirsiniz.
    12 ... serenity painted death
  • voice of treason

    1.
    pale communion Adlı efsane albümün en değerli parçası kanımca. Şahanesi, benzerine rast gelinmeyesi... Oya gibi milim milim işlemiş mikael. Ritmi, kurgusu, atmosferi, sözleri, enstrümanları ve pek tabi ki eşsiz vokali ile bütün olarak şahane. Opeth klasikleri arasında yerini giderek sağlamlaştırıyor. Parçalara ayırıp incelenesi birçok bölüme sahip. Detayları keşfettikçe daha çok sarmaya başlıyor. Ortalarındaki hızlanan oryantal ezgilerle bezeli ritmi ve sonlara doğru bulutlarda geziniyormuşçasına hafifleşen vokal, yaylılar ve klavye uyumu ile bir sonraki güzelliğe kusursuz bir şekilde bağlanıyor. Yaşlar bir bir devrilip ikinci bahara doğru meyledişlerimize rağmen kış kalbimizde derin bir yerlerde gizlenmeye devam ederken opeth dinlemekten vazgeçemiyoruz ya, sayende mikael. Kral adamsın...

    https://m.youtube.com/watch?v=iO4-mXMbiy8+

    Have you ever had the feeling of a sorrow inside?
    Have you ever been the reason why a hope subsides?
    Have you ever seen the aftermath of giving up?

    Have we given up?
    Is it over?
    Have you given up?
    Is winter hiding in your heart?
    10 -1 ... serenity painted death
  • the lover of beirut

    1.
    bir türlü yazılamamış öykünün dile gelişi. kavuşamayanların parçası, yarım kalmış bir filmin müziği, tam ortasında uyanılmış en güzel ruyanın yegane unutulmayan anı ve hiç görülmediği halde özlem duyulan bir şehrin hikayesi...

    http://www.dailymotion.com/video/x2zd6f1

    anouar brahem'den.
    5 ... serenity painted death
  • ders mi çalışıyorsunuz

    1.
    sıradan bir gün daha. can sıkıntısı, insana neler hatırlatıyor bir kez daha gösterdi işte. durun hemen bahsettiğin nedir diye sormayın, yavaş yavaş konuya uygun bir girizgah bulacağım elbette...

    içi doldurulmamış bakınızlar girip sözlük kişilerini boş yere umutlandırarak her tıklayışın ardından açılan başlığın kurak çöller gibi ıssız olmasından ötürü sinirlendirip hayal kırıklığı ile başka bakınızlardan medet uman kendilerinden bolca küfür yememek için amme hizmeti yapayım da hem edecekleri küfürlere mani olup günaha girmelerini önleyeyim hem de fuzuli anılarımı paylaşayım diyerek yazmak istedim.

    maksat sözlüğe renk katıvermek olsun...

    eğitim sistemimizin ne kadar kaliteli (!!!!) olduğunu buradan bir kez daha tekrarlamaya gerek yok, malum... mezunu olduğum güzide üniversiteyi kazanabilmek için ben kişinin de öss'ye girmesi gerekiyordu; öss'nin bana girmemesi için de bir miktar çalışmak lazımdı tabi. gerçi pek bir yatarak hazırlanmıştım aslında; öhööööm, tevazuya gel! yüksek lise demekten çekinmediğim sıradan devlet okullarından biri işte, şimdi çok pişmanım kazandığıma ya; neyse, itiraf com a dönmesin sözlük...

    öss hazırlık sürecinde pek kıymetli üstadım, yol göstericim, bilge kişilik ağabeyim benimle az uğraşmamıştır; sağ olsun hakkını teslim etmek gerekli kendisine. çözmeye doyamadığım * testlerin keyfini doyasıya yaşadığım o günlerde üniversite 1. sınıfta okurdu kendileri. sırt sırta verip soluksuz ders çalışırdık beraberce. ben sorularla cebelleşirken o da vize ve finallerine hazırlanırdı deli gibi. yok kendimi kandırmayayım genelde hep su koy verirdik aslında; yarım saatlik çalışmaının ardından 2 saatlik molalar ve geyik muhabbetleri ile noktalardık koca günümüzü. bu bitmek bilmeyen geyik muhabbetimlerimizin odak noktasında ise peder beyimiz ve onun her gün istisnasız gerçekleştirdiği bizi teftiş etme ritüelinin çattığı an olurdu. saati gelince kendimizi hazırlardık. fırtına öncesi sessizliğe benzer bir bekleyiş hakim olurdu bizde. önce ayak seslerini duyardık; akabinde ani bir hareketle, tıklatma gereği duymadan açtığı kapının rahatsız edici sesi!.. kafamızı çevirip kendisine baktığımızda bizi görmezden gelir salonda televizyonun olduğu yöne çevirirdi kafasını; ses gelmemesine rağmen aptal kutusunun karşısında biri olduğunu umarak... hayal kırıklığı ve muz kabuğu ile sonuçlanan bu bekleyişin ardından hep aynı soruyu sorardı inatla; sanki ne yaptığımızın farkında değilmiş ya da gördüğü tablo karşısında çalışkan evlatları ile gurur duymasını sağlayacak o kısa cevabı bekliyormuş gibi:

    ders mi çalışıyorsunuz !? * *
    3 ... serenity painted death
  • small pleasures

    1.
    constantin pilavios'un what is that güzelliğinden bir yıl sonra çektiği diğer bir kısa filmi.

    bu kez finaliyle şaşırtan başarılı senaryonun yanında sinema dili ve biçem açısından da çıtayı yükseltmiş ve etkileyici bir yapıt ortaya çıkarmış.

    https://m.youtube.com/watch?v=flkFW5E0XcM+

    kıymetini bilemediğimiz sıradan anlardaki küçük mutlulukların farkına varabilmemiz için...
    3 ... serenity painted death
  • what is that

    1.
    bu nedir?..

    hayır, çeviri yapmak değildi kastım!

    bu, nedir?!

    inatla aynı suali sorup cevap bekleyen adamın kırılganlığı ve hüznü değil...

    bu...

    nedir...

    kelimelerin kifayetsiz kalışı,

    tarifsiz bir ana şahit olmaktır.

    eğer hayatınızdan beş buçuk dakikayı feda edip seyrederseniz, çok daha fazlasını görebileceğiniz benzersiz bir kısa filmin adı;

    what is that?

    https://video.uludagsozluk.com/v/what-is-that-14451/

    &feature=related

    constantin pilavios'un yazıp yönettiği, izleyenlerin yüzüne tokat gibi çarpan dokunaklı eseri...
    5 ... serenity painted death
  • ömer kavur

    18.
    yönetmenliğini yaptığı eserlerinde özellikle bireyin yalnızlığını ve bu yalnızlığı ile hesaplaşmasını incelemiştir. yalnızlık, yabancılaşma, zamansızlık, ait olamamak filmlerinin en önemli temalarıdır.

    12 mayıs 2005'te kaybettiğimiz ömer kavur, yatık emine, anayurt oteli, gizli yüz, akrebin yolculuğu gibi başarılı filmleriyle türk sinemasında yönetmen etkisini hissettirebilen az sayıdaki auteur'lerinden biri olmuştur.

    Sinema filmi çekiyorum, milyonlarca insanı salonlara dolduruyorum diyen sikko yönetmenlerin yaptıkları sıçmık şeyler yerine böylesi kıymetli yönetmenlerimizin değerini bilebilsek keşke. Üstadların çoğu müteveffa oldu. Kalan sağlara sarılmak gerek.
    7 ... serenity painted death
  • shynola

    1.
    genellikle animasyon tarzında yaptıkları kısa film ve video kliplerden oluşan birbirinden orijinal çalışmalarıyla tanınan shynola, gideon baws, chris harding, richard kenworthy ve jason groves'dan kurulan aşmış bir ekibin adıdır.

    bazı zaman müziğin bile önüne geçebilen yaratıcılık ve özgün fikir konusunda rakipsizler.

    uzun uzun anlatmaya gerek yok esasında. yaptıkları çalışmalardan bazılarını izleyip fikir edinebilmeniz için;

    radiohead - pyramid song
    blur - crazy beat
    unkle - eye for an eye
    coldplay - strawberry swing

    http://www.shynola.com
    6 ... serenity painted death
  • bahçeli rivayet

    1.
    siz bu kadar çok muydunuz, kimseniz yok mu
    - ara sıra benzemek ister ya insan birine -
    nasıl böyle kendinize benziyorsunuz
    kimse artık o kadar benzemiyor kendine

    bir de benzersiz oluşunuz var ki
    ya sizsiniz şu hepimizdeki eksik
    ya sizin yerinize çekiliyor gibiyiz
    içimize böylece hepimiz birbirimiz

    bir de bir bahçe gibi hatırlanma isteği
    bir tesadüf de olabilir bir istek de
    önemsiz bile olabilir, olmamış bile
    olabilir mi, olabilirmiş, bir oluş;
    ne demekse bir oluş: elma bir kuyu
    kazandırır düştüğü yere, bahçe dağılır,
    herkese bir üşüme kalır kendine düştüğünde,
    evler yıkılır ve balkon kalır: kötülük
    böyle yükseldi!

    kötülük böyle yükseldi, siz kaybolmuş
    bir mektup gibi açilacak birini ariyordunuz,
    bir davet olan bahçeyi birinde ariyordunuz
    kimse kimseyi çağirmaz, hiçbirimizin yeri
    yok, bahçe dağilmak içindir şimdi
    kalmadiği yerden: bahçede kötülük yoktu,
    küsmek vardi, şahaneydi, ama siz
    kimseyi küstüremediniz!

    küsmek şahane, siradan ve iyiydi
    iyiliğin yerini alamayacak kadar
    sahici olabilir bazen bir oluş: anılar
    hiç rivayet edilmemiş gibi korunabilir,
    aci herkese yetebilir, bu bahçede
    kuşkunun da yeri yok, ne çıkar, şüphedeyim
    dese de biri, olsun yine aldanacak bir şeyler çıkar,
    unutulanlarsa bir kez olsun hatirlanmakla
    yine unutulurlar, şapkasinda
    kiraz olmayan bir çocuk bile hatirlar
    yazın bahçeyi dağıttığını, ama siz eski kirazı
    gönderdiniz büyüdüğü bahçeye, bilseydiniz
    kötülüğün tatile çikmasindan daha kötüdür
    geri dönmesi, üstelik herşey dağılırken
    iştah uyandırır kirazın biriktirdiği: kötülük
    böyle döküldü!

    kötülük böyle döküldü, benim gözümden
    kaçan bir bulut sizde yağmura siğindi,
    şüphedeyim hala, benim hikayem bu
    kadardı, yağmura kadardi, hem bahçeyi
    tutuşturacak kadar ateşi yoktu kimsenin,
    hem çoktunuz başka bahçeler gibi
    kim kimden kaybolsa bir bahçe yayilir
    ateş gibi, nerde bir bahçenin süslendiğini
    görseniz, bilin ki başkasinin bahçesi kül
    altindadir, bu beni boğardi, kirazi boğardi, gül
    bile
    boğabilir bir bahçeyi: elmayi saymiyorum!

    elmayı saymıyorum, onun açtığı kuyularda
    boğulanları da saymıyorum, anladim çoktunuz
    ve gitgide az geliyordunuz kendinize
    en çok kim varsa sizde, şimdi en çok
    kimseniz ondan bakın, onun gibi bakın bize
    ya sizsiniz bakıyoruz yüzyüze
    ya sizsiniz herkes kendi yüzüne

    bahçeyi sizden bildim, sizden indim
    elmanin açtiği kuyudaki şiddete,
    tadim yok sizden döküldüm, sizden
    toplandım, dağilmadim ki hiç: terketseniz de
    kiraz bahçede kalmaliydi, kırdığınız ne varsa
    bir parçasi bendeydi, sizi bildiğim kadar
    biliyorum şimdi de: benim sizden bilmediğim
    tek şey aşk oldu!

    insan bağişlamak için seviyorsa birini
    sevdikçe bağişlamaz miydi kendini de
    yokluğun bahçesi böyle derin
    rüzgar böyle girmişken içimize
    terkedin içinizdeki kalabaliği ve söyleyin

    sizin kimseniz yok muydu?

    Bir haydar ergülen şiiri.

    Şiir demek yetersiz gerçi.
    6 ... serenity painted death
  • erotologya

    1.
    hulki aktunç'un, geçmişten günümüze yaşadığımız coğrafyanın insanlarının tenasül yaşamı üzerine yazılamayan, söylenemeyen, tabulaştırılmış birçok şey hakkında bilgi edinebileceğiniz denemelerinin bulunduğu eğlenceli bir üslupla kaleme alınmış muzur ve benzersiz kitabı.
    8 ... serenity painted death
  • fuşkiyen

    1.
    bilhassa doğu karadeniz yöresinde çok afedersiniz bok anlamında kullanılan fuşkiyi mideye indirmekte sakınca görmeyen lüzumsuz makat ağızlıları tanımlamak için kullanılan pek bir veciz kelime öbeği olan fuşki yiyenin kısaltılmışı olup asabiyet durumlarında kullanıldığı zaman bünyeyi sakinleştirmekte üstüne yoktur. pek bir yakışıyor birilerine.
    9 ... serenity painted death
  • sükut

    9.
    sükût...
    *
    üç noktanın yanına en çok yakıştığı, cümleler deryasında yeni bir başlangıç için en uygun kelimedir.

    önce dinlemesini bilen kişinin tercihidir aslında; zamanı geldiğinde söyleyecekleri kelimelere açılan kapıyı aralayan anahtar gibidir.

    kimine göre en güzel ve yerinde cevap, kimileri içinse sinir harbi sebebidir.

    işbu satırları yazan sözlük kişisinin ilk entrysinin müsebbibi olan manidar parçanın da ismidir aynı zamanda; hemen alttaki linki tıklayarak klibini izleyebileceğin.
    * * *
    https://video.uludagsozluk.com/v/sükut-10904/

    4 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum