• sözlük yazarlarının itirafları

    159644.
    Ne vakit bir yerlerde elektrikli süpürge sesini işitsem uygun bir köşe bucak bulup orada uyumak istiyorum. O büyüleyici(!) sesin etkisi ile huzur içinde uyurken gördüğüm rüyaların eşi benzeri olmuyor. Son zamanlarda gördüğüm saçma sapan rüyaların içeriği sinir bozucu, hüzünlü, trajik ve oldukça tuhaf. Bilim kurgu soslu salak saçma hikayeler. Şu an kim bilir hangi rüyaların kucağında dans ediyor insanlar...
    Konuşurken insanların gözlerine değil de dişlerine bakmaktan keyif alıyorum. Beyaz, süt beyaz, kimisi sarı, köşeli, yamuk, inci gibi, sivri, kocaman, minik, çürük, bakımlı, kirli, sağlıklı, hikayesi olan dişler. Sözler onlara çarptıkça daha da yorgunlaşan, yalanların yaraladığı, sırdaş koruyucular, küçük insancıklar... insanların kokusundan tiksiniyorum. Bazılarından bütünüyle tiksindiğim gibi, kirli insanlar bunlar. Bazı insanları da uzaktan sevmeyi seviyorum. Yakınlaşmamak, hiç tanışmamak daha iyi belki de. Mesela masal gibi hayatı olanlar var; belki aramızda, çok yakınımızda bir yerlerde. Ya da bir masalın parçası olmayı beklerken kabus gibi hayatlar yaşayanlar. Olabilir. işte bu kişilerin hayatlarını merak ediyor ve orijinal öykülerinin parçası olan detayların kıymetlerini bilmelerini istiyorum.
    Ve özellikle şöyle insanlar var ki; doğum gününde ölenler. Doğum gününde ölme tuhaflığını yaşayıp hakikate gözlerini açan o şanslı kişileri çok kıskanıyorum.
    11 ... serenity painted death
  • en hüzünlü cümle

    345.
    "Bir kalp taşımak, ağır bir yüktür..."

    o yüzdendir bu dinmeyen sancılar, hızla büyüyen boşluklar, sendeleyişimiz ve onca acıyı çekişimiz. Farkında olamasak da. Yükümüz bedenimizden büyük, çok büyük, ruhumuz da varsa.
    8 ... serenity painted death
  • alma ahımı

    51.
    maviyi unutup griye boyanmış gökyüzüyle istanbul'u yağmurların değil de gözyaşlarının sel aldığı alternatif evrende erkan oğur ile levent yüksel bir zaman yolculuğu macerasında yolları kesişmiş de yorgun argın çöküverdikleri deniz kenarında kendilerine çilingir sofrası kurup demlenirken arkalarında dertli dertli çalan erdem isimli küçük bir çocuğun gitarına eşlik edip beraber içli içli söylemeye başlamışlar sanki. üçü de orada tek fakat üçü bir arada yek gibi; yek ahenk...

    yalnız yürüdüm, yalnız uyudum, yalnız kanadım diyor ya hani, o an derdiniz tasanız yoksa da kendinize dert arar oluyorsunuz. varsa da haliniz perişan. kimsenin ahını almamak lazım.
    6 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının rüyaları

    2317.
    Bilmem hangi semtte, küçük bir meyhanedeyim. rakı masasında yok yok!.. ah ulen ne güzel bir yerdeyim diye sevinirken yanıbaşımda orhan gencebay oturuyor! elinde bağlaması ve arkada birkaç kişilik ufak bir saz ekibi...

    çaktırmıyorum ama bir ruyanın parçası olduğumun farkındayım. keyfini çıkartmalıyım... anlat diyor ve başlıyoruz sohbet etmeye. derdimi anlattıkça her söylediğime bir bir karşılık veriyor parçalarıyla. dinliyorum ve demleniyorum...

    "batsın bu dünya, bir teselli ver orhan baba!"

    "yalnız değilsin"diyor.

    "ne oldu bize? bir damla mutluluktu beklediğim... insafsızın kızı, kabahat seni sevende! bir görüşte aşık oldum, öldürdün beni; ben eski halimle daha mesuttum..."

    "gönül bu. diyor; kır gönlünün zincirini!"

    "ben ne yaptım?" diye soruyorum. kaderimin oyunu bu..."

    "hatasız kul olmaz!" diyor.

    "vazgeç gönlüm! kahrolayım bir daha sevmenin zamanı yok, tövbe..."

    "kolay değil biliyorum lakin aşk pınarı kurumaz. dertler benim olsun de, sabret. dünya dönüyor, bir gün yine seveceksin elbet..."

    "eyvallah baba, büyüksün..."

    "berhudar ol evladım." diyor ve uyanıyorum.

    hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun yarabbim...
    6 ... serenity painted death
  • yaran olaylar

    2233.
    Lisede matematik dersindeydik. Bilmem kaç bilinmeyenli sikindirik denklemler konusuydu sanırım ve rizeli bir arkadaş tahtaya kalkmış sorulardan birini çözecekti. Takır takır ilerlerken yanımdaki fırlama arkadaşım takılmaya başladı...

    "Saate baktın mı?"

    "11 59, neden?"

    "Abi saat 12'yi geçecek ve bu herifin beyni duracak. Çözemeyecek soruyu, heheheheh..."

    "Lan yürü git gerzek, şu 12'yi geçince lazların beyni durur espirisi hiç komik değil.."

    "Heee zaten o gece 12 idi değil mi? Heheheheh..."

    Ne olduysa oldu ve çocuk sonuca doğru hızla giderken bir anda durdu. Hiç hareket etmeden boş boş tahtaya bakmaya başladı ve o esnada saatler tam da 12 01'i gösteriyordu...

    "Ne oldu çocuğum? Devam etsene?"

    "Hoçam benum beynum durdi sançi, birakaçağum soriyi..."

    Arka sıralarda dönen o geyiğin üzerine çocuğun soruyu bırakması ile sınıf yarılır, öğretmen ve tahtadaki çocuk ise dönüp neye gülüyor bu köftehorlar dercesine bön bön sınıfa bakarlar...

    Not: karadenizliyim!
    15 -2 ... serenity painted death
  • beklemeli mi unutmalı mı

    82.
    Unutmayı beklemeli.

    Ölüme bile alışılıyor. Unutmamak ne mümkün.
    7 ... serenity painted death
  • yakışıklı olduğu halde sevgilisi olmayan erkek

    597.
    yakışıklı olmayıp sevgilisi olan adamın en yakın arkadaşı, az yakışıklı olmasına karşın sevgilisi olup olmadığı hakkında ser verip sır vermeyen adamın kuzeni olan pek yakışıklı olmayıp sevgilisi de olmayan erkeğe aşık olan kıza aşık olup az yakışıklı olan ama ne sevgilisi ne de ona aşık biri olan erkeğin kıçındaki beni merak eden çatlak kızın kardeşi çok yakışıklı olup sevgilisi de olan erkeğin orta karar yakışıklılıktaki abazan arkadaşının rüyalarını süsleyen güzel kızın tipsiz abisine vurgun eşcinsel arkadaştır! evet kesin odur ve umutsuz vakadır. başka türlüsü düşünülemez zaten.
    3 -2 ... serenity painted death
  • hiç

    90.
    hiç dediğin nedir? bir saksı, bir çekiç, bir toprak, bir çiçek, bir damla, bir renk, bir ten, bir doku, bir boşluk, bir ses, bir koku, bir tat, bir gülüş, bir his, binlerce soru ve tek bir yanıt... içinde yoktan öte olan, var sandığın hep bir eksik...
    5 ... serenity painted death
  • yaran olaylar

    2231.
    Öğrencilik dönemlerinde arıza bir arkadaşımın evindeyiz. saat gece 3 suları, kafalar fazlasıyla güzel. epey yüksek bir sesle çalan metal parçalarını dinlerken böğürüp tepinerek eşlik ediyoruz. Memurluk yapan sakinlik abidesi alt komşu çıldırmak üzere. önce hafifçe, sonra şiddetli bir şekilde duvarlara vurarak bizi uyarmak istiyor fakat ne yapsa nafile, uslanacak gibi görünmüyoruz. dayanamayıp kapıya geliyor ve zili çalıyor. tam o gelmeden evvel arkadaşım, neden ve nasıl aldığını anlayamadığım, bir gün evvelden tahlil için verdiği kanların dolu olduğu tüpleri bana gösteriyor. ben ise elimde bıçak gecenin köründe menemene biber doğruyorum. arkadaşım kapıyı açarken tüpler açılıp ellerini kana buluyor, ben elimde bıçakla arkasında "biraz daha doğramamı ister misin?" diyorum. ve sonuç: kapıda beliren zavallı herif korkudan olduğu yere yığılıp kalıyor...

    Neyse ki şikayetçi olmadı Adam. arkadaş da birkaç gün sonra evden çıkmak zorunda kalmıştı.
    14 -2 ... serenity painted death
  • yaran diyaloglar

    8450.
    Ergenliğin en demli zamanlarıydı. arkadaşımın ailesi ile beraber arabada yolculuk yapıyorduk. arkada biz, önde arabayı kullanan babası ve yanında anne. kendileri dünyanın en anlayışlı insanlarından oldukları için yaptığımız hiçbir şeye ses çıkarmıyor, ne istesek kabul ediyorlardı. yine rahatsız olmayacaklarını düşünerek müzik dinleyesimiz tuttu ve teybe kaset koyduk. Hatırlayamadığım brurtal vokalli bir Melodik death Metal grubunun albümüydü...

    "hanım bak bunlar da metalikacıymış. ne güzel müzikler değil mi?"

    "hıhıı enerji dolu... "

    "böyle zengin de melodileri var ha."

    "kıpır kıpır..."

    "bak adamın sesi de çok güzel, farkettin mi?"

    "tabi tabi böyle nasıl derler... anlatamadım."

    "maşallah çok güzel, içli içli böğürüyor kerata."

    "ayy eveeeet, tuvalet müziği falan ama Nasıl da hisli baksana."

    "öyle öyleee de inşallah anamıza bacımıza küfretmiyordur orospu çocuğu..."

    "hay yaşa bey!!! Küfür ediyorsa sen de et!.."
    11 -2 ... serenity painted death
  • bahçeli rivayet

    1.
    siz bu kadar çok muydunuz, kimseniz yok mu
    - ara sıra benzemek ister ya insan birine -
    nasıl böyle kendinize benziyorsunuz
    kimse artık o kadar benzemiyor kendine

    bir de benzersiz oluşunuz var ki
    ya sizsiniz şu hepimizdeki eksik
    ya sizin yerinize çekiliyor gibiyiz
    içimize böylece hepimiz birbirimiz

    bir de bir bahçe gibi hatırlanma isteği
    bir tesadüf de olabilir bir istek de
    önemsiz bile olabilir, olmamış bile
    olabilir mi, olabilirmiş, bir oluş;
    ne demekse bir oluş: elma bir kuyu
    kazandırır düştüğü yere, bahçe dağılır,
    herkese bir üşüme kalır kendine düştüğünde,
    evler yıkılır ve balkon kalır: kötülük
    böyle yükseldi!

    kötülük böyle yükseldi, siz kaybolmuş
    bir mektup gibi açilacak birini ariyordunuz,
    bir davet olan bahçeyi birinde ariyordunuz
    kimse kimseyi çağirmaz, hiçbirimizin yeri
    yok, bahçe dağilmak içindir şimdi
    kalmadiği yerden: bahçede kötülük yoktu,
    küsmek vardi, şahaneydi, ama siz
    kimseyi küstüremediniz!

    küsmek şahane, siradan ve iyiydi
    iyiliğin yerini alamayacak kadar
    sahici olabilir bazen bir oluş: anılar
    hiç rivayet edilmemiş gibi korunabilir,
    aci herkese yetebilir, bu bahçede
    kuşkunun da yeri yok, ne çıkar, şüphedeyim
    dese de biri, olsun yine aldanacak bir şeyler çıkar,
    unutulanlarsa bir kez olsun hatirlanmakla
    yine unutulurlar, şapkasinda
    kiraz olmayan bir çocuk bile hatirlar
    yazın bahçeyi dağıttığını, ama siz eski kirazı
    gönderdiniz büyüdüğü bahçeye, bilseydiniz
    kötülüğün tatile çikmasindan daha kötüdür
    geri dönmesi, üstelik herşey dağılırken
    iştah uyandırır kirazın biriktirdiği: kötülük
    böyle döküldü!

    kötülük böyle döküldü, benim gözümden
    kaçan bir bulut sizde yağmura siğindi,
    şüphedeyim hala, benim hikayem bu
    kadardı, yağmura kadardi, hem bahçeyi
    tutuşturacak kadar ateşi yoktu kimsenin,
    hem çoktunuz başka bahçeler gibi
    kim kimden kaybolsa bir bahçe yayilir
    ateş gibi, nerde bir bahçenin süslendiğini
    görseniz, bilin ki başkasinin bahçesi kül
    altindadir, bu beni boğardi, kirazi boğardi, gül
    bile
    boğabilir bir bahçeyi: elmayi saymiyorum!

    elmayı saymıyorum, onun açtığı kuyularda
    boğulanları da saymıyorum, anladim çoktunuz
    ve gitgide az geliyordunuz kendinize
    en çok kim varsa sizde, şimdi en çok
    kimseniz ondan bakın, onun gibi bakın bize
    ya sizsiniz bakıyoruz yüzyüze
    ya sizsiniz herkes kendi yüzüne

    bahçeyi sizden bildim, sizden indim
    elmanin açtiği kuyudaki şiddete,
    tadim yok sizden döküldüm, sizden
    toplandım, dağilmadim ki hiç: terketseniz de
    kiraz bahçede kalmaliydi, kırdığınız ne varsa
    bir parçasi bendeydi, sizi bildiğim kadar
    biliyorum şimdi de: benim sizden bilmediğim
    tek şey aşk oldu!

    insan bağişlamak için seviyorsa birini
    sevdikçe bağişlamaz miydi kendini de
    yokluğun bahçesi böyle derin
    rüzgar böyle girmişken içimize
    terkedin içinizdeki kalabaliği ve söyleyin

    sizin kimseniz yok muydu?

    Bir haydar ergülen şiiri.

    Şiir demek yetersiz gerçi.
    6 ... serenity painted death
  • konuşurken gözlerini kaçıran insan

    14.
    Ne karşısındaki gözlerin ardında yalan görmek, ne de gözlerinin ardındaki saklı sırları göstermek istiyordur. Gözlerini kilitleyebildiği gözler kıymetlidir.
    9 -1 ... serenity painted death
  • no 309

    47.
    Bunu dizi diye yazan kafaya, kabul eden yapımcıya ve yayınlatan kanalın tam ortasına...

    Yakında grup seks partileri düzenleyen çocukların ailelerinin kendileriyle gurur duyduğu diziler de yaparlar.

    "Ay melehat biliyon mu bizim kız üç oğlanla aynı anda sevişmiş geçen gün!"

    "Oy oy maşallah. Bizim Merve'ye de nasip olur inşallah!"
    12 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    159514.
    Çocukken ilk kez öpüştüğüm o yeşil gözlü esmer kızı deli gibi merak ediyorum. Hatta hayatımda ilk kez birini bulabilmek için Facebook kullanmayı bile düşündüm. Sonra üşenip vazgeçtim hesap açmaya. Google'a yazdığımda da ismini bir şey çıkmadı. Muhtemelen evlenmiştir. Soyadı değişmiştir haliyle. Başına bir şey gelmediyse tabi. Umarım gelmemiştir. Gelmemiştir gelmemiştir...
    8 ... serenity painted death
  • çaresizliği anlatan en iyi cümle

    130.
    (bkz: yapacak bir şey yok)
    9 ... serenity painted death
  • buğulu cama yazı yazmak

    35.
    çoğu kez tek bir kelime yazmaktır; tek bir isim. çocukluktan kalma alışkanlıktır ve ölünceye kadar sürer. önce ilk rol modeli olan kişinin adı ile başlar yazmaya. hayran olduğu ilk insan, benzemek istediği. belki babası, annesi, öğretmeni ya da abisi... ailecek uzun bir yolculuğa çıktıklarında arabanın arka koltuğunda otururken akıp giden manzarayı gördükçe, çabucak büyüdüğünü hayal eder; zamanın da böyle hızlıca geçmesini ve onun yaşına gelmeyi... adını yazar o buğulu cama ve bir gün kendi yerinde başka bir çocuğun olacağını düşünür. hayal dünyasında kaybolmaya başlar bir süre sonra. daima iyilik için mücadele eden kahramanları keşfeder. gerçek hayatta, yanıbaşında olanları unutarak... masumiyetini kaybetmemiştir daha. kirlenmemiştir henüz; ne ruhu ne de bedeni. aynanın karşısına geçer ve okuduğu çizgi romanlarda, izlediği çizgi filmlerde ve beyaz perdedeki o ölümsüz kahramanlara öykünür. onlar gibi insanlık için sonuna kadar savaşan biri olmak ister. başlarda en çok sevdiklerinin ismini, sonralarıysa bir gün başarır da birilerinin kahramanı olursa kendini çağırmalarını istediği ismi yazar, nefesi ile buğulanan aynaya... zamanla büyümeye başlar çocuk. ne o hayranı olduğu kahramanları düşünür artık, ne de kişiliğine şekil veren rol modellerini. hayatı keşfeder. acıyı, hüznü, yalanı, aşkı. ve sanatı... müziğe aşık olur mesela. bir grup keşfeder; ilk dinlediği andan itibaren bütün parçalarıyla beraber hayatında büyük bir kırılma noktası yaratır. kendi yansımasını görür ezgilerinin arasında. tüm o tarifsiz hissiyatlarını, çelişkilerini, anlamlarını ve anlatamadıklarını... ne vakit buğulu bir cam görse, üzerine onun adını yazar. buradaydın; gittiğim her yerde, her an yanımdasın ve belki sen aslında bensin der gibi. seneler geçer ve bedeni toprağın çekimine karşı koyamayacak hale gelir; yüzünde yaşanmışlığın izleri. kaybettiklerini düşünür; kaybedeceklerini, anılarını, yalnızlığını, ve ölümü... yağmurlu günlerde gökyüzüne eşlik ederken, pencerenin buğulanmış camında süzülen damlaların arasında hep aynı kelime vardır artık; kendi ismi, yalnızlığının yanında.
    11 -2 ... serenity painted death
  • hayata dair mutluluk veren anlar

    53.
    leş gibi sıcak bir yaz gününün sonunda, akşam eve yorgun argın gelip kendini çabucak yatağa atarsın. bu yorucu günlerin getirdiği uykusuzluğun etkisiyle o bir iki saatlik kestirmede gördüğün düşler öylesine tatlıdır ki hiç uyanmamayı bile istersin. lakin annenin tek bir şefkatli dokunuşuyla uyanırsın; seni yemeğe çağırmıştır. mutfağa gittiğinde masada afiyetle yenmeyi bekleyen koca bir tabak dolusu kıtır kıtır patates kızartması ve mis gibi kokan çilek kompostosunun yanında bir kase de pepeçuranın olduğu sürpriz sofrayı görünce farkına varırsın; hayatın böylesine güzel olduğu küçük mutluluklarla dolu anlar ömrünün sonuna kadar unutulmayacaktır. Hiç bitmesin istersin.
    12 ... serenity painted death
  • aşk tesadüfleri sever

    673.
    Külliyen yalan! hayatım boyunca çocukluğumdan beri tuhaflıklarla örülü tesadüfler peşimi bırakmamışken hani aşk, neden kapıyı çalmadı? Nerede? Çaldı diye kapıya koşuyoruz ya sütçü çıkıyor ya da satıcı. Geldi dediğimiz de zengin kalkışı yapmış, çoktan gitmiş...

    aşkın kendisinden başka bir haltı umursadığı yok; kandırmayalım insanları. olsa olsa aşk teessüfleri sever. Acıdan beslendiği belli.
    11 ... serenity painted death
  • emre aydın

    1168.
    işte şimdi sıçtık. Dua edin ki boşanmasınlar. Yoksa heriften 30 albümlük sıçmık şarkılar çıkar. Bir ayrılık bile kaç albüme sebep olmuştu. Boşanma sonrası ilk albüm adı da şu olur: tam 15368 saat oldu senden boşanalı!
    9 -1 ... serenity painted death
  • seni seviyorum demek için gereken süre

    34.
    Kağıdı kalemi alın ya da telefonunuzda bir yerlere not alın. hazırsanız anlatıyorum!

    sevdiğiniz insanı ilk kez gördüğünüz zaman: t1

    sevdiğiniz insan ile ilk kez konuşmaya başladığınız zaman: t2

    sevdiğiniz insan ile beraber olmaya başladığınız zaman: t3

    sevdiğiniz insan ile konuştuğunuz süre: t4

    [t2 - t1 (aradan geçen gün)] x t3 (ilişkiye başlayalı beri geçen gün) / t4(telefonda konuşulan toplam saat) = çıkan sonuç

    1,66' yı geçmeye başlamışsa artık ona seni seviyorum diyebilirsiniz.

    Not: ciddiyetinizin gözlerinden öperim.
    10 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum