• en sevilen namaz

    10.
    En sevileni bilmem, herhalde seçmesi pek zordur da en sevilmeyeni kesinlikle cenaze namazıdır. En mütedeyyini bile uzak durmak ister. Düşman başınadır. ibadetin en yıpratıcı ve can acıtıcı olanıdır.
    9 -2 ... serenity painted death
  • yaran olaylar

    2235.
    Gecenin bir yarısında uyandıran gürültü karmaşası. Alt kattaki eskort hanımefendi icraatin içinde çığlık çığlığa inlerken aynı anda üst kattaki ihtiyar kadının yüksek sesle kuran okuması! Ben nereye düştüm, nasıl bir Araf ortamı dersiniz. Bu yaşadığım Trajikomik bir kabus olsa da uyansam diye beklersiniz lakin gerçekler kulakları acıtır ve uyanmak yerine farkında olmadan tekrar uykuya dalarsınız.
    14 ... serenity painted death
  • famous blue raincoat

    44.
    kısa bir hikayenin sonuna fon moziği bu; başlangıcı bir türlü hatırlanmayan düşler gibi... birkaç güzel saatin ardından dönüş zamanı. aslında öylesine basit ve sıradan lakin büyüleyici olan. bir tren garı. tam binip dönmeye hazırlanırken başlayan yağmur, ıslanmayan mont, bir türlü yeşermeyen yapraklar, ne yaparsanız yapın yüzü gülmeyen küskün çüçekler ve rengini kaybetmeye başlayan umut... maviden griye doğru, silikleşen bir zaman dilimi gibi. müzik çalmaya başlıyor ve cohen anlatıyor hikayeyi. tam bitime yaklaşırken hüznün bine katlanması için bir sonraki parçanın da aynısı olmasını diliyorsun ve hayat bazan şaşırtıyor insanı.

    keşke gerçek olabilse istenen tüm dilekler...

    bir mektuptur, şiirdir ve hatta ötesidir bu. leonard abimiz süründürmek için yazmıştır sanki; onu, bizi, kendini. bir aşkın bitişini kabulleniştir. kendi acılarına rağmen gözlerini kapatıp onu özgürlüğe salıverebilmektir. çok daha fazlasıdır belki, kayıtsız kalabilmek güçtür ve kelimeler kifayetsizdir.

    iyi ki yazmış, söylemiş ve dinletmiştir.
    8 ... serenity painted death
  • yaran olaylar

    2234.
    Kafamın güzel olduğu bir akşamdı. Teyzemin evi yürüme mesafesi ile 10 dk uzağımdaydı. Kek börek türü bir şeyler hazırlamış gelip almamı söylemişti. bulunduğu muhitin sokakları ve evleri birbirine çok benziyor, hava kararmış ve ayık olmadığımdan şaşırıyorum. olması gerekenden bir alt sokağa girip aynı hizada, aynı sıradaki 3. apartmana gidiyorum. dış kapısı kilitli değildi. en üst kata çıkıyorum. Evin kapısını defalarca çalmama karşın açılmayınca yumruklamaya başlıyorum ve bir anda karşımda iç çamaşırlarıyla bir abla beliriyor. telaşla ne olduğunu anlamaya çalışırken teyzemi sorup içeri girmeye yelteniyorum ve kapıyı itip içeri bakmaya çalışıyorum. o esnada kadının çığlıklarıyla beraber koridorda donunu giymeye çalışan kocasının küfürler savurup üzerime doğru geldiğini görüyorum ve topuklarım ensede koşar adımlarla merdivenlerden uçarak olay yerinden kaçmaya çalışıyorum. herif de dal taşak vaziyette merdivenlerde peşimden gelirken kıçının üstünde kayıp yere kapaklanarak ağlamaya başlıyor. Bir yanım olan bitene gülerken bir yanım da yaşadığım saçmalığa şaşırarak kendime gelip oradan uzaklaşıyorum...

    ayık olmayan kafayla teyze sözüyle de olsa hareket etmemek gerekmiş.
    6 -3 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının ruh halleri

    13297.
    156. Kattan atlamaya niyetlenmişken tertemiz ve kırılmaz bir cama toslamış gibi; dur dedi güçlü görünmez bir duvar, dur biraz daha kal!
    8 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    160529.
    Huzursuz bacak sendromum ben buradayım demeye başladığı anlarda kulaklığı takıp ritmine "ayak uyduran" bir parça arayıp üst üste dinlemeye başlıyorum. Kendisi ile kafa bulduğumu anlayınca durulup benden erken uyumaya başlıyor. Gayet güzel anlaşıyoruz.
    9 ... serenity painted death
  • cat stevens

    85.
    Öğrenciydik. cağaloğlu'nda bir yayınevine gitmiştik arkadaşımla. aldığı kitap setindeki bazı kitaplarda baskı sorunu vardı, değiştirmek istiyordu. neyse ki adamlar olması gerektiği şekilde anlayışlı davranmışlardı da herhangi bir terslikle karşılaşmamıştık. bir kapıdan geçip koridorlardan birinde bizi beklememizi tembihlemişti adamın teki. Ne olduğunu anlayamadığımız bir imza günü mü ne varmış, ortalık epey kalabalıktı. kapılardan biri açıldı. iki tane takım elbiseli adamın yanında kocaman sakallı, cübbeli, gözlüklü ve çok güzel gülümseyen bir adam içeri girmiş diğer kapıya doğru gidiyorlardı. yüzündeki tebessümü asla unutamayacağım adam bir anda durdu ve ikimize birden sarıldı...

    "selamun aleykum my brothers..."

    "aaa cat stevens!" dedi arkadaşım.

    ve o an şaşkın bir ifade suratımda, dudaklarımdan sadece şunlar döküldü:

    "hayır, yusuf islam o..."

    yusuf bir kez daha sarıldı bana ve omuzuma elini koyup sanki içinden geçenleri anladığımı görmüş gibi başını salladı ve gitti... o gün orada çok iyi anladım ki kendisi uzun bir zamandır yusuf islam'dı.
    8 -1 ... serenity painted death
  • cem sultan

    171.
    osmanlı'nın kaderini değiştirebilecek birkaç kırılma noktasından biriydi. Kendisine nasip olmadı. olsaydı iyi mi olurdu? muamma. sultan cem değil de cem sultan diye anılması da bir başka dram. şairdir ayrıca. ibret ve çile dolu hayatı ilgi çekici.
    4 ... serenity painted death
  • future days

    2.
    koyuyor. koyuyorsun. koyar. geçmiş geçmiyor. gelecek gelse ne yazar? yazılmışı oynuyoruz. senin rolünün ne ehemmiyeti var? olmayınca olmuyor. zaten olsa neye yarar? dinlen. inan. şarkılar da olmasa bu siktiğim hayatta anlamlı olan ne var? nasıl olsa gelecek, geliyor. zamana bırakma, zamanı bırak. Şu an hepimize çok dar.
    4 ... serenity painted death
  • mikael akerfeldt

    65.
    1974 model isveç yapımı müzik dehası!

    kısalmış saçları ve bıyıkları ile daha bir sevimli olan zat ı muhterem. yazdığı her parça ayrı güzel. ayrı bir hazine. üzerine koyarak ilerleyen nadir insanlardan. geçmiş zaman aşığı olduğundan yaşlandıkça eskiye giden, eskimeyen fakat kendini yenileyerek zenginleşen adam. ilham aldığı büyük gruplara selam gönderen yeni albümleriyle geçmişle gelecek arasında solucan deliği açıyor. zaman yolculuğuna çıkan kaçık herif. brutale küsmüş olsa da o eşsiz sesiyle her türlü severiz kendisini. opeth'in her şeyidir desek yeridir.
    3 ... serenity painted death
  • opeth

    306.
    Gezegenin en nadide grubu. Ne yaparlarsa yapsınlar özel ve benzersiz oluyor. Tariflere sığmayan hissiyatları tariflerin imkansız kılacağı bir müzikle anlatabiliyorlar. Sıcakla soğuğun siyah ve beyazla resmedilip kulaklarla görülmeyi, burunla tadılmayı, dille duyulmayı becerebilecek şekilde aktarabilen aşmış bir kafası vardır. Geleceğin klasiklerini şimdiden dinliyor olduğumuz için şanslıyız. En çok da mikael akerfeldt sayesinde elbet. Notalarının ışığı hiç Sönmez umarım.
    4 ... serenity painted death
  • numarasını vermek istemeyen erkek

    26.
    (bkz: zorunda mıyım)

    Aşığı, askıntısı, takıntılısı, saplantılısı, sapığı; hepsini erkekler üzerinden değerlendiriyorsunuz. Ya numarayı isteyen hanımefendi de böyle kafadan kontak biri çıkarsa? Herif belki daha evvelde benzer bir durumda boktan tecrübeler edindiğinden yaş tahtaya basmak istemiyordur.

    Çok da takılmamak lazım. Böbreklere dikkat!
    5 -1 ... serenity painted death
  • yaran diyaloglar

    8432.
    "Evde alkol var mı kuzen?"

    "Ne? Duyamadım."

    "Alkol."

    "Ha vaaar. Neden sessiz söyledin ki alkolü?"

    "Hani zararlı bir şey ya, kötü alışkanlık. Ufaklık duymasın. Anlamasa da aşina olmasın."

    "Ona bir şey olmaz kuzen. Çocuk sabahtan akşama kadar Tayyip'in adını ve sesini duyuyor. Ondan daha büyük bir zarar olamaz ahaha..."

    Tayyip kelimesini duyar duymaz suratını buruşturup irkilir ufaklık;

    "Niiiiiee, taaaaaiiiiiiip miiiii!!!!??? Öcüüüü!!!!"
    14 -8 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    10622.
    biri var aslında, biliyorsun. dün, bugün ve yarın gibi. sonbahar telaşına düşmüş gri, zamansız yağan yağmur ve bir türlü dinmeyen baş ağrısı gibi. sığınacak bir liman, kaçmak istenilen uyku ve içinden çıkılmak istenmeyen düş gibi. acıdan zevk veren o hüzünlü parçalar gibi. her darbede yüreğini kanatan ama yine de gülümseten bıçak yarası gibi. tüm o tuhaf ilişkilerin ötesinde, çok yakın ve çok uzak; anlamak istenilen ama çoğu zaman anlamlandırılamayan gibi. kendi gibi, kimse olmayan gibi. çok sevilen lakin belli edilemeyen; sevgiden belki, en çok kızılan, her daim eleştirilen gibi. iki kapı arasındaki o kısacık yol gibi. sen ki anlayamadın beni, kimse anlamaya çalışmasın denilesi... hep olmak isterken hiç olmak gibi. içeride ve dışarıda bir olmaya çalışan biri.
    11 ... serenity painted death
  • ten years gone

    8.
    10 yıl evvelinde 10 yıl sonrasına dair hayaller kurdururken o an gelip çattığında da 10 yıl evvelini düşündürüp geçmişe dönebilme isteğini hissettiren led zeppelin harikası. üzerinden onlarca 10 yıl geçse de eskimeyecek, eksilmeyecek, eskiye dönüş bileti etkisini yitirmeyecek bir klasik. dinlerken yanınızda en sevdiğiniz şapkanız eksik olmasın mümkünse. şimdiki zamanın gitarcı ergenleri istese bile taklit edemiyor bu abileri. bit pazarının karanlık kanatlıları sonsuza dek hatırlanacak neyse ki.
    5 ... serenity painted death
  • the drugs don t work

    28.
    an gelir ve uzun bir yolculuğa çıkarsın hani, geri dönüşü yoktur artık. betona çakılmadan önce hayatının tüm evreleri birer film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer ya o kısacık an içinde; ardından gelecek olan için son kez bir şeyler mırıldanmak istersin. işte tam da bu şekilde!.. kim olduğunu sakın sorma çünkü cevabı iyi biliyorsun. cennet ayağına kadar gelmişken sen de reddedenlerden olma... aynanın ardında gördüğün için; bir parça daha.
    7 ... serenity painted death
  • telefona cevap vermemek

    40.
    herhangi bir sebepten ötürü telefona cevap verecek durumda olmayan yahut keyifsizliğinden ötürü konuşmak istemeyen kişinin sergileyeceği davranıştır.

    tatlı limon sevdalısı şu minik kıza öykünerek fazlasıyla optimist takılan biriyseniz, karşı tarafın gerçekten cevap veremeyecek kadar işi başından aşkın durumda olduğunu düşünürek üstün empati yeteneğiniz ile kendilerini rahatsız etmeyi bırakıp, bir kez daha aramaktan vazgeçersiniz; ama yok ben şüpheci, pesimist, anlayışsız ve inatçının önde gideniyim diyenlerdenseniz, ne yaptığı ve ne durumda olduğunu hesaba katmaksızın cevap verene kadar aramaya devam edersiniz...

    nihayetinde gerçekten kafasını kaşıyacak durumda değilse bu mevzubahis arkadaş, sayısız aramalarınızdan bunalıp ya telefonu tamamen kapatır yahut cevaplanan telefonunuzda duyacağınız ilk cümle yüksek perdeden öfkeli ses tonuyla sağlam bir kalaylanma cümlesi olur.
    7 ... serenity painted death
  • ilişkilerde yapılan hatalar

    196.
    bunun sadece bir ilişki olduğu unutulup hayatın yegane anlamı haline getirilmesi.

    bir de biten ilişkiler sonrasında kişi hakkında olumsuz atıp tutmaların olacağı su götürmez bir gerçek iken, birliktelik dönemlerinde o kişiyi yere göğe sığdıramayıp gözünüzde fazlaca büyütmek. aynı insan karşısında gösterilen böylesi bir değişken tavırla küçülen o değil de siz oluyorsunuz ne yazık ki...

    yalnızlığın tadını çıkartın derim.
    20 ... serenity painted death
  • sizce sizi neden işe almalıyız

    992.
    "Sizce sizi neden işe almalıyız?"

    "Bunun nedenini bile bilemeyip sorduğunuza göre belli ki bana fazlasıyla ihtiyacınız var..."

    "!!!"
    9 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    160422.
    hep aynı boktan hikayeleri tekrar tekrar okuyor gibiyim. nazik, sarsıcı ve güçlü bir otobüse ihtiyacım var. rengi mühim değil. bana renkler hep aynı.

    Okurken yaşanan bu hikayelerde aynı yollardan her geçişimde, aynı yüzleri her görüşümde ve aynı kokuları içime her çekişimde hep aynı günü yaşıyormuş gibi hissediyorum.

    tekrar, tekrar ve tekrar...

    memnuniyetsiz mi yoksa mükemmelliyetçi bir yönetmen mi bu teslim olduğum? bilemedim.

    sanırım artık biz de eskidik.
    12 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum