• spermle sevgilinin silüetini çizmek

    4.
    Meninin içerisinden zibilyonlarca spermi tek tek çıkartıp kaba doldurduğuna göre ya çok sabırlısın ya da Fuzuli işlerle uğraşacak kadar boş bir andavalsın demektir.
    8 -3 ... serenity painted death
  • zihin yaşı testi

    42.
    Yaşımla aynı çıktı. Sonuç? Senden bir bok olmaz mı diyor yoksa sürprize gerek Yok, ne isen osun mu?
    11 ... serenity painted death
  • pazar günü evden hiç çıkmamak

    67.
    bazı zamanlar çok da sıkıcı olmayan durumdur ve böyle anlarda evde geçirilen her saniyenin kıymeti daha iyi anlaşılabilir.

    öncelikle pazar günü işe gitmediği için bazılarının kendisini şanslı hissetmesi gerekir... olabildiğince geç saate kadar uyuyabilir ve uyandıktan sonra da bir miktar yatak keyfi yapılabilir. kalktıktan sonra iki ayağınızı bir pabuca sokan geç kalma gibi sorun olmadan tuvalet sefası yapıp gelecekte eksikliğini çok daha iyi anlayacağımız suyun gözeneklerimizle beraber daralan ruhumuzu da açmasını umut ederek el yüz yıkanabilir. Yetmiyorsa bir saatlik duş keyfi de eklenebilir. patlayan afyonunuz ile kendinize geldikten sonra en güzelinden mükellef bir sofra hazırlanabilir; akabinde tüm haftayı kahvaltısız geçirmenin eksikliğini kapatmak için tıka basa yenilir. lanet olası bulaşıkları da güzelce hallettikten sonra fonda çalan huzur verici müzikler eşliğinde bir dolu hafta sonu ekleriyle beraber gazeteleri mıncıklayıp birkaç film ve dizi izleyerek evden çıkmadan güzel bir pazar günü geçirilebilir.
    13 ... serenity painted death
  • sözlük erkeklerinin fotoğrafları

    3808.
    "Başkası adına utanmak" ile "insan kendisini bile isteye neden rezil etmek ister?" Düşünceleri arasında gezinmemize sebep olan fotoğraflar.

    Sosyal medya yetmiyor mu? Bu neyin çabası? Neyin kafası?

    Sürekli ilgi orospuluğundan söz ettiğiniz kadınlardan betersiniz.

    iki gram cümle kurun bari. Sözlükte olduğunuzu unutmamak için...
    17 -5 ... serenity painted death
  • dövme yaptırılası sözler

    832.
    (bkz: ille dolet vere qui sine teste dolet)
    6 ... serenity painted death
  • can alıcı şiir dizeleri

    1700.
    insanlar
    hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
    o ferah ve delişmen birçok alınlarda
    betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
    çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
    şakaklarıma dayanınca güneş
    can çekişen bir sansar edasıyla
    uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
    kadınların sahiden doğurduğuna
    toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
    nicedir kavrayamam haller içinde halim
    demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
    bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
    su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
    duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

    Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
    aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
    sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
    bir harfin başlattığı yangın ile söndür
    beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
    öyle mahzun
    ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

    (bkz: ismet özel)
    11 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının rüyaları

    2332.
    gözlerimi açtığımda kendimi ölüm soğukluğunda durgun bir deniz üzerinde sırt üstü beklerken buluyorum. ne bir ses ne de bir suret var beni oradan çekip alabilecek. güneş tepemde beni sınarken gölgeleriyle bana yardım elini uzatabilecek kuşları bekliyorum. lakin son kalan da sağ alt ikinci sırada öylece duruyor; diğerlerini kaybetmenin acısı ile taş kesilmiş gibi... aniden kocaman bir dalga beliriyor ve tek bir vuruşta beni bulunduğum uçsuz bucaksız ummanın ortasından uzak bir yere doğru sürüklüyor. ıssız, rüzgarlı ve güneşe küsmüş bir kıyıda buluyorum kendimi. uzun bir süre ne inme inmişçesine hareketsiz beklerken kendime geliyorum. sahil boyunca saçma sapan hareketlere bir uçtan öbür uca koşturup dururken yoruluyorum ve oturup beklemeye karar veriyorum. bu bekleyiş esnasında kumların üzerine edepsiz resimler çizerken çok uzaklardan bir ses işitiyorum... "eşeeeek!!! eşeeeeeeeek!!!!..." gülümseyişinin kelimelerine yansıdığını hissettiğim bir kadından gelen bu sesin sahibini ararken gözlerim, karşıma ağlayan bir eşek çıkıyor. gözlerinden damla damla yaşlar süzülen eşeğe binip ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başlıyorum. devasa ağaçlarn arasından cennet gibi bir yere geliyorum. ışıl ışıl parlayan bir göl, rengarenk yapraklı çiçekler ve kocaman bir ağaç ev var burada. üzerinden iner inmez göz yaşları duran eşek oracıkta can veriyor ve ardından ağaç evden belli belirsiz sesler gelmeye başlıyor... "geel... beni bulmak istemiyor muydun?.." sesler yine aynı kişiye ait. bu kez gülümseyişten ziyade acıyı hissediyorum. orada yukarıda, ağaç evin içerisinde beni beklediğini biliyorum fakat çok yüksek ve ben yüksekten korkuyorum... cesaretimi toplayıp zar zor tırmanarak içeri giriyorum. pencerenin kenarında sırtı dönük bekliyor. upuzun kızıl saçlı ve bembeyaz tüllerden bir elbise var üzerinde. ona doğru her adım atışımda ağaç sallanmaya başlıyor ve her sallantıya eşlik eden kelimeler dökülüyor dudaklarından. dokunabileceğim mesafeye kadar geliyorum. elimi uzatıp kendime doğru çevirmek isterken durmamı istiyor... "dur, lütfen, lütfen... benim için bir şey yap ve en başa dön. beni hiç görme, sesimi hiç duymadığın zamana dön... lütfen... boşluğa sarıl ve beni unut... belki daha sonra, daha çok istersek..." göğüs kafesimin içerisinde milyonlarca iğne ve hayal kırıklığı ile yanına gidip pencereden aşağı bırakıyorum kendimi. ağaç evden aşağı süzülürken bedenim dönerek yukarı doğru bakıyorum ve yüzünü görebiliyorum. düşüşümden keyif alıyormuşçasına gülümserken bir yandan sanki beni tutup kurtarabilecekmişçesine çaresizce uzatıyor sağ elini. zaman sanki hiç akmıyor ve öylesine uzun sürüyor ki hiç sonlanmayacağını düşünerek saatime bakmaya başladığım anda yere çakılıyorum ve kapanan gözlerimin ardından telefonun alarm sesi ile uyanıyorum...
    9 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    11547.
    metruk bir ev, evde kapısı açık karanlık tek bir oda, odada toza bulanmış eski yeşil bir masa, masada kırık bir şişe ve şişede üzerinde pek de okunaklı olmayan el yazısı ile yazılmış bir not:

    hey sen kadim dostum nihayet. hoşgeldin! ama yeter, yetmiyor mu? artık şu elini boğazından çek. moraran yüzüne kan gelsin; kurtul artık şu lanet renkten! gözlerini aç, oksijeni ciğerlerine davet et, içeride dans etmelerine izin ver ve impulsların harekete geçsin. biliyorsun, faydası yok! sen, susarak anlatmaktan yana olsan da, o konuşarak seni anlamamaya devam edecek... daha fazla, daha fazla, daha fazla. Hayat hep daha fazlasının peşinden sürüklenmekten ibaret.
    15 ... serenity painted death
  • ayna

    350.
    karşında aksin. aksinin ardında sonsuz dünya. sırtını dönersen, sırları dökülmüş boynu bükük ayna. öyle bir yalnızlık ki, sen bile kendinden kaçmışsın o anda. donma noktasıdır çizginin tam üzeri; zaman durur orada.
    7 ... serenity painted death
  • hocam ödevleri kontrol etmeyecek misiniz

    188.
    ödevlerini yapmamış götü üç buçuk atan öğrencilere verilmiş en büyük cezadır bunu söyleyen tipler. onların zor durumda kalmasından büyük keyif alır ve işitecekleri azar ve alacakları cezalarla egosunu beslemiş olur böylece.

    malum kişilerden ders sonunda bir araba dolusu dayak yemişlikleri de görülmüştür.

    müstahaktır pis ineğe!
    11 -3 ... serenity painted death
  • çocuklarla girilen diyaloglar

    1515.
    Üç buçuk yaşındaki minik yeğen annesi ve teyzeleriyle beraber Sahilde güneşlenirken dikkatli bir şekilde bikini üstlerine bakıp incelemeye başlar ve annesine soru sorar...

    "Anne anne!!!"

    "Ne oldu kızım???"

    "X teyzem mi daha büyük y teyzem mi?"

    "X teyzen daha büyük kızım. Aralarında yedi yaş var..."

    "Ama nasıl oluuuur? Y teyzemin memeleri Kocaman??? X teyzemin memelerinden daha büyüüüük!!! Küçük kardeş olanın memesi daha minik olmaz mı kiiii?"

    "????!!!!"

    "Hiç bu kadar rencide olmamıştım...."

    "Aaaaa bana da koca memeli dedi!!!!!!"
    11 -1 ... serenity painted death
  • can alıcı şiir dizeleri

    1694.
    Şiirler yazdım, kitaplar okudum
    elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
    derinlerde kaldım böyle bir zaman
    kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
    ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
    söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

    (bkz: Edip cansever)
    11 ... serenity painted death
  • cumartesi gecesini evde tek başına geçirmek

    15.
    pazar sabahı okul yahut iş nedeniyle erken kalkmak gibi bir mecburiyet yok ise ve arkadaşlarınızla takılmak gibi bir düşünceniz yoksa eğer tadından yenmeyecek olan durumdur. hele ki evcimen biriyseniz, geç saatlere kadar yapılacak çok şey bulabilirsiniz. gecenin bir yarısı komşuların rahatsız olabileceğini hesaba katmadan enstrümanınızla cebelleşmek, uzun zamandır aklınızda olan bir tatlı tarifini yapmaya çalışmak ya da sürekli ertelediğiniz ev temizliğini gerçekleştirmek gibi. bunların hiçbirine yeltenmeyecek kadar miskin biri iseniz eğer, günün yorgunluğunun etkisiyle düşmeye başlayan göz kapaklarınıza inat kanepede uzanıp televizyonu seyre dalar, ne vakit kapınızı çaldığının farkında olmadan daldığınız rüyalar aleminde, eşsiz uykunun tadını çıkarırısınız. zzz.. zz... z...
    9 -1 ... serenity painted death
  • hastası olunan sözler

    19983.
    "kaybetmeden aranılmıyor; aranmadan bulunmuyor; bulunca ise lâyık olunamıyor."

    insana dair birçok şeyi özetliyor.
    19 ... serenity painted death
  • bir sözlük kızına şarkı armağan et

    76.
    mavi sakal - başladım yürümeye

    Bakıyorsun Nickaltında yürüyen yürüyene. Görünce insanın aklına ilk olarak bu parça geliyor istemsizce. Mavi sakal iyidir. ilk Gençlik zamanları akla gelir. Sevilir. Zekasına selam olsun. Dinleyiverir.
    13 -7 ... serenity painted death
  • hikaye

    60.
    var olmak için çabalayan ama çabanın nedenini anlayamayan bir benlik. onu tanımlayabilecek en kısa cümle bu olmalı. nedendir, niyedir bilmiyor. nedenleri bir bulsa güvenli kıta sahanlığından çıkıp nasıllara yelken açacak belki. kendini tanıyor ama fazla sevemiyor. seviyor da tanımıyor desek daha doğru. kendini sevmek kendini tanımakla eş midir ya da memnun olmak kendinden; tanımadığı kısımları karanlıkta bırakmakla mı oluyor? işe yaramayan artıklar karanlıkta bırakılınca yok mu oluyor, öyle mi sanılıyor?.. karanlık tarafta neler var merakı; yoklaması kendini bundan... sürekli yaşadığı gelgitler, kendinden memnuniyetsizliği, güvensizliği. sadakati tanıyamıyor bir türlü benliği, ya da ölesiye sadık kendine... kendine inancının olmaması hep yarı yolda kalmaktan, yarı yolda bırakmaktan her şeyi; ya da unutmaktan en korktuğu şeyi, hep unutuluyor olmaktan... ne zaman güvenmeye kalksa; her şey boşlukta asılı kalıyor, aynada görünmez oluyor ve gerçekliğini yitiriyor sanki. inandıkları sığınağı iken gün geliyor kapanı oluyor. sırtını dönüyor inandıklarına, yenileri çıkıyor karşısına. bir saklanıyor bir kaçıyor. kaçtığı yer sığınağı belki kendisi bile bilmiyor. içindeyken bilemiyor insan, anlayamıyor... oysa kendiyle uğraşmaktan vazgeçse görebilecek belki de birçok şeyi. ne kapan var ortada ne de sığınak; tam ortasında... neyin mi? her şeyin; tam da göbeğinde ve fakat hiç istemediği yerde... nedir anlamı tüm bu koşuşturmacaların? bir anlamı var mı, olmalı mı, yoksa kendini mi kandırıyor anlamı var diye? öyle çok şey bilmek istiyor ve bilemiyor ki... bilememenin verdiği azap hiç arayışa girmemenin rahatlığına değer mi? ya rahatlık ya fark edememezlik benliği ya da farkındalığın azabı... zaman zaman kendi yarattığı ve aradığını sandığı derinlikte boğuluyor. sığlar da derin geliyor artık. nasıl zorsa sığ olanda yürümek, boğulmak da en az o kadar zor... bir türlü boğulamıyor insan. ne yürüyebiliyor ne de boğulabiliyor; sadece çırpınıyor... karşı kıyıdan el uzatan birinin varlığını bilmek ne kadar güven verecekse de o kadar şüpheye düşürecek. o neden diğer tarafta? nasıl çıkmış oraya? hep orada mıydı yoksa? Orası sahiden var mıydı yani? her yer su değil miydi ki? Vuracağı bir yer yok sanıyordu halbuki, yersiz sanıyordu herkesi... yaşarken biri gelmiş tüm var sandıklarına yok demiş gibiydi. yok muydu gerçekten? var olduğunu sandığı şeyler neydi peki? bu yol uzun, derin de değil sığ da; ne sığınağa ihtiyacı var, ne de kapana... hepsi kendisi, hepsi kendinde; topraktan gelen ve toprağa gidende... yaşandığı kadar her şey; gerisi hep aynı işte, bilindik hikaye...
    11 ... serenity painted death
  • bimde neden 2 kapı var

    9.
    Bim'e girerken boyut değiştiriyorsunuz. Kolay mı o iş. Tek kapıdan geçilse vücudun bunu kaldırması zor. O ara bölmede atomlar bunun için özel bir işlemden geçiyor. Bir nevi uzay gemilerindeki dışa açılan çift kapılı bölmeler gibi.
    9 -1 ... serenity painted death
  • insana zevk veren basit şeyler

    2069.
    işemek!

    kolları iki yana açıp, içindekileri dökmek. sıkıntısız, kesintisiz ve sancısız. uçurumdan aşağı düşer gibi fakat çakılma, çarpma ve boğulma korkusu olmadan...

    insanoğlu çok şükürsüz.
    12 -6 ... serenity painted death
  • uzun yazı yazanların kısa pipili olması

    2.
    ilginç. büyük konuşmamak lazım, büyük de çıkabilir sonuçta... emin misin?
    7 -2 ... serenity painted death
  • iz bırakan kitap cümleleri

    7586.
    "Neredeysen, ne halde olursan ol, ister eksili zaman uzayında, ister artılı gönül zamanında süzülüyor ol, beni bu -parantez de dahil olmak üzere- söylediklerim için bağışla!"

    (bkz: Lolita)
    16 -1 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum