• yaran olaylar

    2244.
    bir akşam vakti eve gelen torun kişisi dedega ve neneganın hararetli hararetli konuşmalarını işitir. odalarının kapısını açtığında ikisini ellerindeki laptopu dikkatlice inceleyip kurcalarken yakalar...

    "ne yapıyorsunuz, onun sizin elinizde işi ne? kıracaksınız!"

    "ulaaa bakayruk hağu pokin içine ne vardu biz da gorelum isteyruk. ne sikum bişeysa artuk saatlerca başundan kalkmaduğunuza göre pek kıymetli bişeylar var idu içine. ee madem geldun, aç da görelum!!!"
    18 -7 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    160191.
    Bir dava uğruna kendini bile isteye ölüme bırakmıştı en yakın dostlarımdan biri. Kısa bir süre evvel öğrenmiştim vefat ettiğini. Hem kırgındım ona karşı, hem de mahçup. Öylesine güzel bir insanın belki başkalarına göre bir hiç uğruna bu genç yaşta harcaması Canımı yakıyordu. Bir yandan da saygı duyuyordum, inandığı şeyler uğruna ölümü göze alabilmiş olması ve sahip olduklarını bir kalemde geride bırakabilmesi büyük cesaretti. Yerinde olamadığım için, eskisi gibi böyle büyük bir cesaret örneği sergileyemediğim için kendime kızıyor ve ona öfkelendiğim için mahçup oluyordum. Ne söylesem ne yazsam boşaydı, kifayetsiz düşüncelerle boğuşuyordum. En azından huzurlu olduğunu, huzur içinde öldüğünü bilmek istiyordum. Bu gece ruyamda gördüm. Saçları kısacık, yüzünde tek bir sakal dahi yok, Nurdan bir parça sanki. Mutluydu. Sen ölmedin mi diye sorduğumda hayır dedi. Sadece uzun bir yolculuğa çıktım. Ne zaman döndün dedim. Dönmedim, dönmeyeceğim dedi. Onu görmem için beni yanına çağırmış. Belki birkaç dakika bile sürmemiş kısacık bir anda ömürlük ruya idi. Eksik kalmış, tamamlanamamış tüm meseleleri hallettik. Bir daha görür müyüm bilmiyorum ama içimdeki özlemin bir nebze de olsa giderilmesi beni rahatlattı. Hakkım varsa helal olsun. Kalbinin yansıması olan cennet mekanın olsun dostum. Hep bu son anın gibi güzel kalacaksın aklımda.
    19 -1 ... serenity painted death
  • çocukluk yıllarını hatırlatan kokular

    67.
    şarkılar belli zamanları, insanları ve onları çokça dinlediğim o dönemlerdeki unutamadığım anıları çağırırken kokular da hep mekanları hatırlatır bana. mesela ilk dostum diyebileceğim kapı komşum olan beraber büyüdüğümüz çocukluk arkadaşımın evindeki o tozlu kokudan ötürü ne zaman uzun bir süre açılmamış bir eve girsem orada duyduğum toz kokusu onların evini hatırlatır bana. ve çocukken geçirdiğimiz o güzel günleri; zorla çiftleştirmeye çalıştığımız aynı cins kuşlarımızı, öldü diye gömdüğümüz uyuyan kaplumbağayı, balkonda oyuncak arabaları yakarak küçük çapta sinema girişimlerinde bulunduğumuz sırada yangın çıkarışımızı, bir türlü yüklenmeyen kaset oyunları, bir sonraki gün okuldan kaçınca gideceğimiz yerler için yaptığımız planları, tekrar tekrar okumaya doyamadığımız ansiklopedileri... dedemlerin kız kulesini gören büyük evine sinen reçel kokuları sayesinde de bir yerlerde reçel kokusu duysam o eski evde bir türlü eksik olmayan misafirleri, tanımadığım çocuklarla evin içerisinde bitmek bilmeyen saklambaç oyunlarımızı, büyük dedemin akide şekerlerini ve turuncu babaannenin her bir köşesine fındıklar sakladığı odasına girdiğimiz zaman başka bir boyuta geçmişçesine ışığın ve atmosferin değişmesini ve dedemin silahlarını hatırlarım.

    sanırım en kıymetli hatıralarım kokular ve notalar arasında saklı.
    8 ... serenity painted death
  • sivrisinek

    1020.
    Tam bir kan emici pisliktir lakin kesinlikle işini bilen ve sevgiyle(!) icra edendir. o kulak tırmalayıcı bozuk akordlu sesi yetmiyormuş gibi ısırmak/sokmak için genellikle en kalın, sert yüzeyli ve abuk bölgelerinizi seçer. bu özelliğe en uygun yer olan ayak tabanınızı hallettikten sonra kaşıntı kolay kolay geçmeyeceği için yaşattığı sinir harbinin dozunun ne kadar yükseldiğinin bilincindedir. bir de yetmiyormuş gibi sizi o tatlı uykunuzdan edip kaşıntılarla cebelleşmenize neden olmuşsa eğer, bulunduğunuz odanın akla hayale gelmeyecek ücra köşelerinde gizlenip sinir krizleri geçirmenizi doyasıya seyrederek zevkten dört köşe olmaması için hiçbir neden yoktur. şiddete hayır kabul ama sivrisinekler hariç. Senin başkalarından aldığın o pis mikrobunu taşımak istemiyoruz!
    8 ... serenity painted death
  • hayata dair iç burkan detaylar

    5492.
    (#34126526)

    Yan komşum birkaç ay evvel kaza yapmış ve o elim kazada küçük oğullarını kaybetmişti. Az evvel pencere kenarında yıldızlara bakıp karanlığı dinlemek isterken genç kadının sesini duydum. Başta kuran okuyordu. Sonra bitirince ağlamaya ve küçüğün adını söylemeye başladı. Hıçkırıklar içerisinde gürültü yapmadan ağlamaya çalışıyordu. Acısını sessizce bedenine gömmeye çalışıyordu ama Etinden taşıyordu sesi. sanki gözlerimin önündeydi. Evladını kaybetmek, Anne olmak böyle bir şeydi işte. Vefat haberini duyduğum ilk günlerde sürekli çocuk aklıma geliyor ve ağlıyordum. Aradan aylar geçince ölümün etkisi silinmeye başlamıştı üzerimde. insan kendi saçma sıkıntılarından burnunun dibindeki hüznü geçiştiriyordu. Duyarsızlaşmasa da farkına varamıyordu. Bir kez daha anladım evlat acısı şu dünyadaki en büyük acılardan biri. Ve anne olmak, öylesine zor, kutsal ve ağır bir görev ki... çocuğun eski eşyalarını verip tüm odasını boşaltmalarına rağmen kalbinde evladının izlerini asla söküp atamayacaktı. Allah yardımcısı olsun. Umarım daha fazla hasar görmeden atlatırlar bu travmayı. Dua etmekten başka elimizden bir şeyin gelmiyor oluşu ne acı.
    21 ... serenity painted death
  • biri

    28.
    biri var aslında, biliyorsun. dün, bugün ve yarın gibi. sonbahar telaşına düşmüş gri, zamansız yağan yağmur ve bir türlü dinmeyen baş ağrısı gibi. sığınacak bir liman, kaçmak istenilen uyku ve içinden çıkılmak istenmeyen düş gibi. acıdan zevk veren o hüzünlü parçalar gibi. her darbede yüreğini kanatan ama yine de gülümseten bıçak yarası gibi. tüm o tuhaf ilişkilerin ötesinde, çok yakın ve çok uzak; anlamak istenilen ama çoğu zaman anlamlandırılamayan gibi. kendi gibi, kimse olmayan gibi. çok sevilen lakin belli edilemeyen; sevgiden belki, en çok kızılan, her daim eleştirilen gibi. iki kapı arasındaki o kısacık yol gibi. sen ki anlayamadın beni, kimse anlamaya çalışmasın denilesi... hep olmak isterken hiç olmak gibi. içeride ve dışarıda bir olmaya çalışan biri.
    14 -1 ... serenity painted death
  • anne

    1970.
    100 yaşına gelseniz de size kizdıktan sonra çok çabuk affedip bağrına basabilen, 100 yaşına gelse de sarıldığınızda kokusuyla sizi dünyadaki tüm dertlerden uzaklaştırabilen; hayata gelmenizdeki en kıymetli aracı, özel insan.
    11 -2 ... serenity painted death
  • if you want me

    37.
    bir soundtrack parçası bu, once filminden; glen hansard ve markéta irglová nın dillerinden dökülen... sanırım bu kadar yeterli, filmi anlatabilmek için başka bir zaman seçmeli. Bla bla bla... uzun uzun anlatmak istiyordum lakin üşendim. oysa ki tanımı da halletmiş, yolu yarılamıştım.

    acayip bir huzur veriyor insana bu şarkı. o üç harfli efsanevi kelimenin de çok ötesinde belki. şeker havuzuna düşmüş bir çocuğun mutluluğu, pazar sabahı uyanmış olsan bile yataktan kalkmanın gerekmediğini hissetmesi sanki... sıkıcı müzikallere ders verircesine şarkı söyleyerek keyifle çalışan neşeli karıncaları keşfettiğin çocukluk dönemlerinden dudaklarında ilk kez hisettiğin tarifsiz ıslaklığın kalp atışlarının ayrı bir ritim ile çarpmasına neden olduğu o ana götürür gibi; masumiyetini yitirmediğin günlere... çok uzaklarda, yanında olmak istediklerinize kavuşacağınız bir zamanda yolculuk yahut paralel evrene geçiş için; kulaklarınızda tekrar tekrar yankılanan sözlerine eşlik ederek yalnız başınıza bir sonbahar günü ıssız sokaklarda başıboş dolaşma isteği. kalabalık içerisinde, birbirinin aynı, donuklaşmış suretler arasında artık kaybolmak istemeyen yorgun yüzünüzde uzun zamandır esamesi okunmayan çocuksu tebessümün belireceğini hayal ederken tüm bu olanların müsebbibi ile karşılaşma ihtimali...

    https://m.youtube.com/watch?v=wbDz9P0i0BU+
    3 ... serenity painted death
  • aldanış

    4.
    zaruret yahut bıkkınlık; insan kendisini eksik/yalnız hisseder bazan. ısrarla düşleri süsleyen o yumuşacık ve tuzsuz loru beklerken, tabağında kabuğu sertleşmiş gravyer peyniri bulmak; mütemadiyen doyumsuzluk... akabinde şiddetli bir kararsızlık. tatmak için mi yemek, yemek için mi tatmak; acaba hangi sesi dinleyecek? ve sonuç: ne istediğini bilmediğindendir bu aldanış; mavi boncukları kırılmış. yine yeniden griye dönmek demek.
    6 ... serenity painted death
  • going to california

    15.
    hıahh... bir nefeslik uçak yolculuğu için bilet. ya da yolculuğun ta kendisi. ama dur, yükseklik korkun var senin ve uçaktan da korkarsın! uçamayan süper kahramanlara burun kıvır, sonra süper kahraman olmayı hayal et dur. düşünme artık bunu, yolculuğa odaklan şimdi. o halde emektar karavanı almak gerek. hadi gidiyoruz ve bu yolculuk hiç bitmeyecek. dört teker altında dönüyor koca dünya; üstünde birkaç metre karelik küçük dünya. çocukları büyütüyorsun yollarda. dağları eritiyorsun ardında. renkler senin paletinden saçılıyor etrafa. gökyüzüne bakmayı unutma! bulutlar sayende hayallerindeki surete kavuştular. hayallerini döküyorsun yollara. nasiplenmesini bilenler gülümsüyor izlerine baka baka. birini unutmak mı istiyorsun? yolda olmak, işte aradığın bu! içindekileri kus, yaprakları dik, omuzlarının üstüne son kez selam ver, sönmeye yüz tutmuş ateşi bir kez daha yak; yeni bir başlangıç iyi gelecek... olman gereken yere gidiyorsun, olman gereken kişi ile, olman gereken zamana... gitar senin ellerinde, mandolin onda. notalar üzerinde sallanıyor cümleler. peki ya direksiyon? bırak kontrolü, bir kez olsun düşünme. gözlerini kapat ve ince derinin ardında gördüklerini resmini çiz. karala geçmişini, sana yeni bir sen gerek...
    4 ... serenity painted death
  • the crawl

    17.
    brian molko'ya beddua etme sebeplerindendir. bir insan dinleyicilerine bu kadar mı düşman olur, kastın nedir senin kardeşim diye sorulması gerekir kendisine.

    resmen süründürüyor ama buna rağmen dinlemekten de alıkoyamıyor insan bu parçayı. hele ki dreadful shadows covarı yok mudur; molko'nun kendisi dinlemişse eğer bu yorumu, kahrolup eşliğinde yarım şişe rakıyı sek götürürken, kendi kendisine sövmesi kuvvetle muhtemeldir.

    https://m.youtube.com/watch?v=q9D_k8NYTSw+
    6 -1 ... serenity painted death
  • fuşkiyen

    1.
    bilhassa doğu karadeniz yöresinde çok afedersiniz bok anlamında kullanılan fuşkiyi mideye indirmekte sakınca görmeyen lüzumsuz makat ağızlıları tanımlamak için kullanılan pek bir veciz kelime öbeği olan fuşki yiyenin kısaltılmışı olup asabiyet durumlarında kullanıldığı zaman bünyeyi sakinleştirmekte üstüne yoktur. pek bir yakışıyor birilerine.
    9 ... serenity painted death
  • laz böreği

    70.
    isminin aksine börek olmayan, karadeniz insanının bir acayip işleyen zekasının ürünü farklı ve bir o kadar da leziz tatlı türü. yapılışı oldukça uzun sürer ve zahmetlidir. ilk kez tadacaklar için bir miktar mide bulandırıcı olabilir fakat tutkunları için vazgeçilmez bir lezzettir. deneyin, pişman olmazsınız.
    6 -2 ... serenity painted death
  • yaptığınız en çılgınca şey

    46.
    Hiç akılda yokken bir anda saçları Mora boyamak. gecenin bir yarısı çıplak yüzmek. olabilir. Ya da bir gece yarısı camdan aşağı işemek. Veya çatıda... olmayabilir de. daha çılgın olanları da mümkün. Mazide kaldı gençlik(!) ve çılgın anılar.
    13 -2 ... serenity painted death
  • ilk dinsel deneyim

    26.
    Erkekler için en travmatik olanı:

    (bkz: sünnet)

    Cinsel uzuvla alakalı can yakıcı dinsel bir deneyim.
    13 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının hayalleri

    16777174.
    uçsuz bucaksız bir okyanusa bakan bir sahilde gün batımına karşı sörf yaparken aynı anda akustik gitarla bir şeyler çalıp şarkılar söylerken peşimden gelen gözü dönmüş köpek balıklarını amaçlarından caydırıp şarkılarımla dans ettirdikten sonra imana getirip namaza başlamalarını sağlayarak onları dünyanın dört bir yanında insanlara tanıtırken, sayelerinde köşeyi dönerek kazandığım paranın tamamını kocaman bir kek fabrikası için harcayıp sonsuza dek çocuklar için ücretsiz kek üretme vasiyetimi sağlama alıp kayıplara karışarak çulsuz bir meczup olup sokaklarda yaşadıktan yıllar sonra tekrar ortaya çıkarak hayat hikayemin filmini çekip zengin olmaya çalışacak insanların heveslerini kursaklarında bırakmak için karşılarına geçip "üzgünüm, ben ölmedim ve de bu filmi nah çekersiniz; sizi gidi kan emici şerefsiz vampirler!" demek istiyorum.
    11 -1 ... serenity painted death
  • arkadaşlarla buluşup hep birlikte susmak

    4.
    (bkz: akıllı telefon)

    Toplaşırlar bir masada. Gözler telefonların ekranında. Kafayı kaldırıp iki kelam etmeden geçer dakikalar. o esnada konuşurlar sosyal medyada. Yediğinin içtiğinin fotoğrafı. Bakın NE kadar eğleniyoruzun sahte gülücüklü pozları. Havada uçuşan beğeniler. Akıllarda NE yapıyorum burada ben soruları. Akabinde derin bir sessizlik. Ve son. Mutlu son?
    18 ... serenity painted death
  • kadından şair olmaz

    48.
    Şiir gibi kadın oluyor da şair neden olmasın?

    aşk da dizeler de hiçbir cinsiyetin tekelinde değil. evvela insanları okumasını bilin.
    10 -3 ... serenity painted death
  • yok

    70.
    var'ın sevdalısı. fakat o bir şehirdeyken öteki başka şehirde. bir nevi uzak mesafe ilişkisi. Hiç dinmeyen aşkın olmayan parçası. kavuşamayan aşıklar misali. Hangisi aslında gerçekten var ki? Yok...
    6 ... serenity painted death
  • her şeyin özeti olan tek cümle

    264.
    hiçlikle varlık arasında, boşlukla çokluk arası bir nokta.
    9 -1 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum