• what is that

    1.
    bu nedir?..

    hayır, çeviri yapmak değildi kastım!

    bu, nedir?!

    inatla aynı suali sorup cevap bekleyen adamın kırılganlığı ve hüznü değil...

    bu...

    nedir...

    kelimelerin kifayetsiz kalışı,

    tarifsiz bir ana şahit olmaktır.

    eğer hayatınızdan beş buçuk dakikayı feda edip seyrederseniz, çok daha fazlasını görebileceğiniz benzersiz bir kısa filmin adı;

    what is that?

    https://video.uludagsozluk.com/v/what-is-that-14451/

    &feature=related

    constantin pilavios'un yazıp yönettiği, izleyenlerin yüzüne tokat gibi çarpan dokunaklı eseri...
    5 ... serenity painted death
  • ricky martin in gay olması

    6.
    gay olduğunun öğrenilmesinden sonra güzide pop şakıyıcımız davut güloğlu'nun ne söyleyeceği merak edilmektedir.

    zira kendileri vakti zamanında ısrarla türkiye'nin ricky martin'i olduğunu iddia etmiştir.

    hadi bakalım!

    vatana millete hayırlı uğurlu olmasını diler, bu konu hakkındaki açıklamalarını dört gözle beklemekteyiz.
    *
    30 -1 ... serenity painted death
  • evlenmeden sevişen kızların namusu

    6.
    evlenmeden önce her haltı yiyen ama nedense bunu sorun etmeyen bazı erkeklerce fazla dert edilen konudur.

    doğru ya! onlar erkekti değil mi? istediğini yapmakta özgürler yani... ne de olsa ortada bekaret denen mühim bir mesele var!

    toplumumuzdaki ikiyüzlü ahlak anlayışı işte...
    64 -9 ... serenity painted death
  • ben

    172.
    aslında en yakınımızda olmasına rağmen tanımak, anlamak, anlatmak ve anlamlandırmak konusunda en çok zorlandığımız kişidir.
    . .

    hep ben, ayna ve hayal; hep ben, pervane ve mum;
    ölü ve münker - nekir; başdönmesi, uçurum...
    . .
    *
    8 ... serenity painted death
  • love me do

    13.
    ''evet sana ihtiyacım var, sev beni çünkü çok seviyorum seni...'' diye haykırmak istediğiniz her an sözleri ile hislerinize tercüman olabilen sevilesi the beatles klasiğidir.

    love, love me do
    you know i love you
    i'll always be true
    so please, love me do
    oh, love me do
    * *
    4 ... serenity painted death
  • metallica

    382.
    kuruluşunun üzerinden 30 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hala ilk günkü enerji ve şevkle müzik yapmaya çalışan elemanlara sahip olan efsane grup.

    üstelik onca badireye rağmen...

    efsane?

    evet.

    neredeyse 30 yıl, dile kolay! kırkını devirmiş, çoluğa çocuğa karışmış, üstelik milyonlarca dolarlık servetleri ile ömürlerinin sonuna kadar çalışmasalar bile tüm sülalelerini geçindirebilecek maddi güce sahip adamlar. tüm bunlara karşın müziğe olan tutkularının kaybolmamış olmasına saygı duyulmuyorsa bile, ilk dönemlerinde kendilerinden sonra gelen gruplara örnek olan yaptıkları muazzam albümler bile yeterli olmalıdır bence. tek tek söylemeye gerek yok herhalde.

    popülerliklerinin tavan yaptığı dönemde alışılmış tarzlarının dışında çalışmalar yapma cesaretleri, parayı çok fazla önemsedikleri söylenmesine karşın benzeri onca gruba nazaran s & m kaydı dışında zırt pırt best of albüm kaydetmemeleri, fanları ile aralarındaki samimi ilişkileri ve yardım faaliyetlerine olan katkıları da cabası...

    aslında hiçbir zaman dünyanın en iyi müziğini yaptıklarını iddia edilmemiştir.

    kendilerinden çok daha teknik ve çok daha iyi çalan gruplar da mevcuttur.

    ne yazık ki virtüöz de değillerdir.

    lakin;

    isimleri duyulduğu an bugün hala milyonlarca dinleyicinin içinde kıpırtıya sebep oluyorsa,

    her an her saniye hala kendilerinden söz ettirmeyi başarıyorlarsa,

    ve çıkardıkları yeni albümleri dinletip bangır bangır çaldıkları konserlerinde binlerce insanı toplayabiliyorlarsa,

    yaşayan en büyük müzik gruplarından biridir metallica.

    kim ne derse desin, efsanedir.

    http://www.youtube.com/wa...bT9QM&feature=related+
    * * *
    3 -1 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    7350.
    özlüyorum...

    çocukluğumu, geçmişi, güzel günleri, düşlerimi, kaybettiklerimi, kıymetini bilemediklerimi, yitip giden zamanı...

    o'nu...

    özlüyorum.
    44 ... serenity painted death
  • bir kadına en çok yakışan şey

    12.
    (bkz: zarafet)
    * * *
    12 ... serenity painted death
  • district 9

    43.
    gösterimde olduğu dönemde hasta yatağından kalkıp filmi izlemeye gidemeyen sinefilleri pek düşünmeyen sinema işletmelerince az sayıda salonda oynayarak çok kısa bir süre vizyonda tutulan bilim kurgu örneği...

    tabi, yüzbinlerce kişiyi salonlara çekecek sikindirik filmler varken, eli yüzü düzgün, sağlam bir alt metni olan alegorik bir bilim kurgu eserini izleyiciyle buluşturmaya ne gerek var ki? memet alileri, şafakları ve kıllı bir angutun belden aşağı espriler ile güldürmeye çalıştığı zekadan mahrum dandik komedileri verin gitsin!

    yanıt da hazır zaten: halk bunu istiyor...
    *
    5 ... serenity painted death
  • unutulmaz film replikleri

    1290.
    "hayatımın en büyük pişmanlığı ne oldu biliyor musun?.. aşık olduğum kadının gitmesine izin verdim..."
    *
    16 ... serenity painted death
  • ben bu yazıyı ev sahibime yazdım

    1.
    güzel fikir...

    okur musun bu yazıyı? hiç sanmam. evinde internet var gerçi, o aptal kızların kullanıyordur ama muhtemelen bihaberdirler bu siteden. hatta ekşi sözlük ve klonları hakkında da hiçbir fikriniz yoktur.

    olsun yine de söylemek istiyorum...

    2 ay sonra kontrat süresi dolacak ve tekrar artış isteyeceksin kirada. hem de az buz değil, en aşağı 50 lira falan. kriz varmış, maaşlara zam gelmemiş, elektrik ve su tüketim bedelleri artmış... umurunda olmayacak. peki ben kabul edecek miyim? *hayır! avucunu yalayacaksın.

    bi' kere ev ev değil ki; aldığın kiranın yarısını hak ediyor anca. en dandik malzemelerden koymuşsun ne varsa. duş zımbırtısı kaç kez elimde patladı. gevşek musluklar yüzünden deve yükü su faturası öder oldum. boyalar dökülüyor hem, bir şey yapıştırmaya gelmiyor. kapıları tam kapatabilmek için de üzerlerine abanmak lazım. bir de sürekli gürültü yapmanızdan bıktım, doğru düzgün uyuyamıyorum sayenizde. bağırmadan konuşabilmek gibi bir adetiniz yok sanırım? ne var ne yok diye kontrol emtenize de uyuz oluyorum. sanki terör yuvasına çevirdik evinizi. alt tarafı kırk yılda bir arkadaşlarımızı çağrıyoruz. çok istiyorsan ne yaptığımızı, buyur sen de katıl aramıza...
    *
    6 ... serenity painted death
  • edgar allan poe

    81.
    kitaplarını kendisi gibi düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adayan, gotik edebiyatın babası sayılabilecek yegane yazarlardandır. yazılarına ilham veren iç dünyasındaki karanlık ve huzursuz edici atmosferin izleri sanki suretine yansımıştır.

    mümkün olsa da dirilse; tim burton ve neil gaiman ile beraber muhteşem bir gotik üçlüsü kursa keşke. biz de ortaya çıkacak leziz eserlerin tadına bakabilsek...
    *
    5 ... serenity painted death
  • strawberry swing

    6.
    shynola!

    klibi izlediğimde aklıma ilk gelen şeydi. ve yanılmamıştım.

    her zamanki ayrıksı üsluplarını bu güzel parçanın klibinde de kullanmışlar.

    video klipte yaratıcılık konusunda yalnızca kendileri ile yarışıyorlar;

    şahane!
    3 ... serenity painted death
  • the who

    13.
    rock müzik tarihinde abartılı ve çılgın sahne şovlarından tutun da ilk kez davulda çifr kros kullanmaya kadar birçok ilklere imza atmış olan grupların başında gelir. özellikle gitaristlerinin bir yanlışlık sonucu gitarını kırmasıyla sahnede enstruman parçalama hadisesini başlatan grup olarak da bilinirler. pete townshend abimizin alamet i farikalarından biri de sağ kolunu 360 derece çevirerek gitarın tellerine abanmasıdır. yeni nesil için fazla kıyıda köşede kalmış olsa da keşfedenler için oldukça büyük bir hazinedir the who.
    4 ... serenity painted death
  • müjde ar

    107.
    türk sinemasının kült figürlerinden biridir. özellikle yetmişlerin sonunda seks furyası ile çöküşe geçen yeşilçam'da arabesk furya ile ayakta kalınmaya çalışıldığı dönemde oynadığı cesur roller ile tabuları yıkan, seksenli yılların sembol isimlerindendir. sıradan tiplemelerin çok dışında çizdiği karakterler ile sinemamızda kadına bakış açısını temelden sarsan birçok filmin başrolünde yer almıştır.

    filmlerini yüzeysel bir bakış açısı ile değerlendiren izleyicilere göreyse, sinemamızın en şuh, orospu, seks sembolü ve mağdur olan kadın rollerinin gediklisidir.
    8 ... serenity painted death
  • şimendifer

    3.
    tarantino'nun kaleminden dökülmüş diyaloglara benzer keyifli bir sohbetin tadının çıkarıldığı şamata dolu bir sonbahar gününde, insanımızın engin bilgisi* ve problem çözümü* ile alakalı sağlam dersler çıkarılabilecek komik bir anı yaşamıştır yikanmakistemeyencocuk ve 3 arkadaşı.
    mekan beşiktaş, kafalar güzel, keyifler gıcır, enerji tavan yapmıştır. ne yapmalı da şöyle eğlenebilmeli gönlünce diye düşünürken aklına bir fikir gelir yikanmakistemeyencocuk'un; şimendifer..!? şimendifer de ne alaka diye şaşkaloz bakışlarına maruz kalınca planı söyler:

    "rastgele bir markete giriyoruz ve reyonları dolaşarak bir şeyler arıyoruz. haliyle aradığımız o koca şeyi bulamayacağımız için görevlilerden yardım istiyoruz. şimendiferi yani! ne dersiniz? ''

    tamamdır yanıtı alınır ve harekete geçilir. hedef bellidir ve memleketin isim yapmış büyük hipermarketlerinden birine girilir. deli danalar gibi reyonlar arasında, raflarda şimendifer arar 4 haşarı çocuk; sanki bulunabilecekmiş gibi. rollerine öylesine kaptırmışlardır kendilerini. kısa bir süre sonra pes edilir. orta alanda buluşup hararetli bir tartışmaya koyulurlar;

    "bla bla bla..."

    ve nihayet yemi yutan ilk sazan görevli gelir:

    "pardon arkadaşlar, nedir problem? dakikalardır bir şeyler arıyorsunuz, yardımcı olmamı ister misiniz..?"

    "...şimendifer ! ! ! bir türlü bulamıyoruz. hangi reyonda, yardımcı olursanız çok memnun kalırız..."

    suratında tarif eedilmeyecek derecede anlamsız bir bakış, kafasında kurduğu tüm cümleler 6,6 şiddetindeki depremle yerle bir olmuşa dönen zavallı görevli:

    "eeee, bir bakalım hemen... ııı... şeeeey... müdürümü çağırayım iyisi mi ben..."

    olayın şaşkınlığını üzerinden atamaz, çaresizce etrafına bakar. o gözlerin ne aradığını anlamamak namümkün; acaba bir kamera şakasına mı maruz kaldım...? !

    ve nihayet saygıdeğer müdürümüz gelir, olaya el atar:

    "hımm, nedir sorununuz arkadaşlar?"'

    "ee şey, şimendifer ! ! ! marketinizde bulunur mu ?"

    o da ne ola ki diye derin düşüncelere gark olduğu bembeyaz kesilmiş suratından belli olan müdür beyimiz, görevli personelin hafif sırıtkan bakışlarla şaka kurbanı olma ihtimallerine karşı etrafta kamera var mı diye bakınması ile olayın altından usta işi bir hamle ile kalkabileceğini düşünerek koca marketin ortasında 4 arkadaşın gülmekten yarılmasına neden olan cevabını verir:

    "çok üzgünüm arkadaşlar, aslında marketimizde bulundurmaktayız lakin kalmamış şu an. ma*alesef mevcut değil..."

    kahkahalar karşısında neye uğradığını anlayamayan adamın bu cevabından sonra olay mahali hızla terk edilir. bize de ister istemez şunu sormak düşer. be adam, madem ne olduğunu bilmiyorsun ne diye kıvırmaya çalışıyorsun. yok demek bu kadar mı zordur?

    bu da böyle anıdır işte. kıssadan hisse, güleriz ağlanacak halimize...
    * * * * *
    5 ... serenity painted death
  • sözlük yazarlarının itirafları

    5277.
    * * *

    iç sesimin neden bu iki kelimeyi ard arda sayıkladığını anlamışsınızdır.

    ya da anlayamadıysanız izah edeyim:

    sebebi yine o bildiğimiz başlık, hani şu satırları okuduğunuz.

    sözlük yazarlarının itirafları!

    bir kez daha karşımda...

    bu kez itiraf etmeliyim, bu kez itiraf edebilirim ve bu kez itiraf etmeye niyetlendim. yoksa vicdanım rahat bırakmayacak.

    ceyn haklı sanırım; dök içini rahatla ve uzaklaş. geç bir köşeye istediğin kadar bekle. kimseyi dinlemek gibi bir zorunluluğun da yok, sessizce kal orada... ardına saklandığın müstear isminin sana sunduğu özgürlüğün tadını çıkar doya doya.

    acıktım...

    bu bir itiraf değil. onca girizgah bunun için miydi demeyin sakın. yalnızca acıktım. git tıkın be çocuk, ne sürtüyorsun! mu? yoksa homurtular mı gelecek; unutulmaya çalışılan açlığı hatırlattığımdan bazılarına. duyamam ki, mümkün değil. baştan söyleyeyim oruçlu olanları kızdırmak gibi bir maksadım yok. zira ben de oruçluyum bugün. hoş tutmuyor olsaydım da mümkün değil ya. bu denli düşüncesiz biri değilim!

    acıktım evet ama bunun sebebi sırf sahurda bir şeyler yeme alışkanlığımın olmayışı değil. yoksa açlıkla imtihanımda pek başarısız sayılmam. şu sıralar çektiğim sıkıntıdan olsa gerek. ne yazık ki gece yiyemiyorum. sanki gezegen üzerini gece ile örttüğünde içimi bir sıkıntı kaplıyor. aldığım her besine, sancı ve yanma olarak karşılık veriyor. böyle de lanet, sorunlu bir midem var. neyse artık. sabretmeliyim. hem birkaç saat nedir ki? hmmm bugün bir güzellik mi yapsam kendime? böylesine acıkmışken bir de. evet evet, kendimi ödüllendirmeliyim; gösterişli bir restorantta önüme gelen mükellef sofra ile...

    nereye gideceğimi buldum! uzun zaman olmuştu hem. fiyalar kol gibi ama umurumda değil. sanki her gün, her hafta lüks restoranlara gidebilen, cüzdanı şişkin kodaman biriyim de; kırk yılda bir yaptığım şeyin masrafı yüzünden canımı sıkacağım. koyver gitsin! kararımı verdim, iftara oraya gidiyorum.

    derken...

    hatırladım! neden uzun zamandır gitmediğimi hatırladım. tabi ya! ah benim şu unutkan aklım. lanet olası sandman sebep olduğu uykusuzluklarımdan olsa gerek. oysa ki efsanevi hafızamla bilinirdim eskiden. belki unutmak isteyişimden bir şeyleri, belki de şu çok bilindik sözden; hafıza i beşer nisyan ile maluldür... şimdi dün gibi hatırlıyorum olan biteni. yine böyle keyifli bir günümde sefa pezevengi modunda takılayım istemiştim. tüm gün boyunca gezip tozmuş, epey güzel bir gün geçirmiştim *. günün sonunda da yemek için o mekana gitmiştim. sırayla masaya gelen o leziz yemeklerin tadı ve kokusunu nasıl unuturum?! ama asıl unutmamam gereken detay başka bir şeydi; yandaki boş masanın altında bulduğum bir miktar para! 200 avro* idi. önce gördüğüme inanamamış, sonra etrafı kollamış, fark eden kimse olmadığını anlayınca da ayağımı uzatıp altında saklayarak kendime çekmiştim. sonra da hoop cebe! bunu yaptım... büyük bir ayıp olduğunu umursamadan o parayı cebe attım. sonra ne büyük vicdan azabı çekeceğimi umursamadan o parayı aldım. bahanem de sahibinin belli olmayışıydı. ahmakça!

    hayır gelir miydi o paradan? bi aksilik olmuş muydu sonra? kime ait olduğunu düşünmüş müydüm? ya da nasıl kazanıldığını?..

    bunların hiçbir önemi yok artık. ama şunu iyi biliyoum ki çok da kötü bir amaç uğruna harcamamıştım o parayı. önce soğukta tüm gün boyunca takı satarak çocuklarını okutmaya çalışan o yaşlı teyzeden bir avuç bileklik almış; tanımadığım insanlara dağıtmıştım *. kendisine sıcak bir kahve götürdüğüm için ücretsiz verdiği bileklik de şu an çok sevdiğim birindedir hala. sonra almak istediği gitar için parası yetmeyen arkadaşıma yardım etmiştim. evi çok yakında bir yerdeydi. kısmet böyle bir şey işte. bazılarının ayağına kadar geliyor. paranın geri kalan kısmıyla da iki tane sokak çocuğunu yemeğe götürmüştüm. iki dürüm bir kola! ne çok sevinmişlerdi. dualarıyla belki cennete bile giderim...

    dışarı çıkmaktan vazgeçtim. iftarımı evde yapacağım. çünkü şu an bir çorba ve salata bile o restoranda yiyeceğim yemeklerden çok daha lezzetli görünüyor gözümde. içimi bir huzur kapladı. unutmak istediğim bu anımı itiraf edişimden sanırım. şu son satırları da yazdıktan sonra bilgisayarın başından kalkıp biraz uzanayım. sonra az bi vakit kala hazırlarım kendime bir şeyler.

    sen mi? ister sabırla okur ve inanırsın bu anlattıklarıma; istersen de şu son cümleden sonra "hadi be ordan!" deyip geçiverirsin başka bir mevzuya.

    kal sağlıcakla...
    7 -2 ... serenity painted death
  • oceansize

    10.
    post rock enerjisini psychedelic ruhu ile buluşturup ara sıra progressive rock semalarında gezinen bir ingiliz grubu. isimlerini ilk olarak steven** abimizin takdire şayan oluşumu porcupine tree'nin alt grubu olmaları hasebiyle duymuştum. nedir ne değildir diye merak ettim; dinledim; pişman değilim.
    * * *
    bir de unutmadan; women who love men who love drugs isimli bir parçaları var ki... of! aynen öyle.
    * *
    2 ... serenity painted death
  • neil gaiman

    9.
    2009 hugo bilim kurgu ödülleri'nde the graveyard book * ile en iyi roman ödülünü almıştır.

    yaratmış olduğu sandman cizgi romanındaki a midsummer nights dream * adlı öyküsüyle dünya fantastik edebiyat odulu kazananan ilk çizgi roman yazarıdır.
    eşsiz hayalgücünden ötürü takipçisi olan birçok kişi tarafından tim burton ile ortak bir çalışma yapması beklenmektedir. * *
    1 ... serenity painted death
  • allah

    531.
    varlığına inanıyorsan eğer, olmasını istediğin her yerdedir; aklında, yüreğinde, nefesinde, gözlerinin gördüğünde, kulaklarının duyduğunda, teninin dokunduğunda, damarlarında akan kanda hatta sevdiğinin suretindedir. tasavvur edemediğin ''hiçbir'' yerdedir; algı sınırlarının ötesinde olduğunu kabullendiğinde... *
    4 ... serenity painted death
  • yeni şeyler getiriyorum